| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Muhibbi

12 "sinema" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sinema" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Güneşi Gördüm Filminden Notlar

Güneşi Gördüm Filminden Notlar

Haftasonu gazetelerde bir çok köşe yazarının eleştirisine maruz kalan Mahsun Kırmızıgül bu yazarların bir çoğu tarafından da Yılmaz Güney'le kıyaslandı . Eksileri artıları değerlendirildi . Film hakkındaki genel görüşüm yazımın ilerleyen kısımlarında çok daha net olacak olmasına rağmen baştan demek gerekirse Ahmet Hakan'ın yerden yere vuran eleştirilerini çok yersiz buldum .

Mahsun Kırmızıgül'ü bu yönetmenlik deneyiminde daha önceki filmi Beyaz Melek'ten daha ileride buldum .

DEVAMI İÇİN TIKLA

Gerçek Hayatın Hikayeleştirilmiş Yüzü -Güneşi Gördüm-

GERÇEK HAYATIN HİKAYELEŞTİRİLMİŞ YÜZÜ

-GÜNEŞİ GÖRDÜM-

 

Mahsun Kırmızıgül'ün yönetmenlik dalındaki ikinci eseri olan "Güneşi Gördüm" filmini geçen gün izleme şansı yakaladım. İlk sinema filmi denemesi olan Beyaz Melek'i de izlemiştim... DEVAMI İÇİN TIKLA

İVEDİK ÇILGINLIĞI

İVEDİK ÇILGINLIĞI

Son zamanların en çok izlenen, her sinemada en az 3 salonun bu filme ayrıldığı, Turkcell gibi dev bir firmanın reklam kahramanı haline gelen Recep İvedik'i bu akşam gittim izledim. Mide bulandırıcı sahneler yaşanmasına rağmen evet çok güldüm. Zaten bu amaçla gittim. Sadece gülmek için!

  İnsanlar bu karakteri göklere çıkarsa da, Recep İvedik 1'i 4,5-5 milyona yakın insan izlemiş olsa da, bu benim gözümde asla bir film niteliği taşımamaktadır. Bu; iyi filme, iyi senaryoya, iyi yönetmene, iyi oyuncuya, iyi oyunculuğa, yeteneğe ve emeğe haksızlık olur.O yüzden bunu bir film olarak kabul etmiyorum. Benim için sadece bir güldürmece, 2 saat boyunca içindeki negatifliği dışarı atma, kafa boşaltmadır okadar. Bunu zaten Şahan Gökbakar bile kabul ediyor 

  Gidin izleyin ve gülün ama gerçek bir sinema filmi muamelesi yapmayın...

Benjamin Button'un İlginç Hikayesi

Benjamin Button'un İlginç Hikayesi

İlginizi çeker mi bilemiyorum ama bugün gittiğim film şu zamana kadar izlediğim tüm filmler arasında bana oldukça farklı geldi . Benjamin Button dünyaya aşırı derece çirkin ve yaşlı olarak gelir . Gelirken de annesinin canından olmasına sebep olur . Babası onun bir yaratık olduğunu düşünüp bir huzurevinin önüne bırakıp kaçar ve Benjamin ismi oradaki ikinci annesi koyar . O andan itibaren yaşamasına izin verilen Benjamin hayatın tersten yaşar . Çok yaşlı görünür ancak içinde bir bebek vardır . Bu yaşam ufacık bir bebek olup içinde yaşlı bir insan taşımaya kadar sürer . Oldukça ilginç olan bu konu çocukluğunda (aslında yaşlı göründüğü anda) tanıştığı bir genç bayanla ilişkileriyle daha da ilginçleşmekte . Sürekli gençleştiği için eşine ve çocuğuna veda eden Benjamin eşinin kollarında bir bebek olarak ölüyor !!!

 

Sinema salonun en büyük olanında oynatılan bu film oldukça ilgi toplaması beklenildiğini düşündürttü . Aslında o ilgiyi de hak edecek kadar iyi bir film . Tarafımca tavsiye edilir =))

 

Tek sorun film 3 saat beliniz ağrıyor bitince =))

 Oyuncular

  • Brad Pitt
  • Cate Blanchett
  • Julia Ormond
  • Jason Flemyng
  • Taraji Penda Henson
  • Tilda Swinton
  • Jared Harris
  • Mahershalalhashbaz Ali
  • Phyllis Somerville
  • Elias Koteas
  • Elle Fanning
  • Madisen Beaty
  • Josh Stewart
  • Faune Alecia Chambers
  • Ed Metzger

VALİ

VALİ

Politik sinemanın ülkemizde aslında sevilen bir tür olduğuna inanıyorum .

 

Deli Yürek Bumerang Cehennemi

 

Kurtlar Vadisi Irak

 

VALİ

 

Şuan için aklıma gelen politik sinemalarımız benzer hedefe yönelik kurgulanmış olsa da VALİ yi diğer iki filmin konusundan

DEVAMI İÇİN TIKLA

ayıran en önemli fark bir devlet görevlisinin aslan yürekli çıkmasıdır . Küresel sermayenin azgınlığına , ülkesinin menfaatlerini , canı pahası savunan Vali rahmetli Recep Yazıcıoğlu ‘nun hayatından kurgulanmış . Yaşamı boyunca halk tarafından gerçekten değeri bilinmiş olan Yazıcıoğlu görevi süresince bu kadar gizli servis çatışmaları arasına düşmüş müdür bilemiyorum (ki düştüyse de zaten bilemeyiz)  ancak biliyorduk ki Vatansever bir valiydi . Allah mekanını cennet eylesin...

 

Sinemada izleme fırsatım olmadı bilgisayardan izledim , bazı yerleri kaçırdım kayıttan dolayı ,  ancak  film bu tarzdan hoşlanan herkesin beğenisini toplayacaktır . Özellikle son sahnesi gayet başarılı .

 

 Filmde ilgimi çeken birkaç nokta :

 

Vali İsmet Paşa'nın bir sözünü dile getiriyor . "Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur"

 

Yabancı gizli servis ajanı "Siz Türklerin en sevdiğim yanı her şeyi çabuk unutmanız" demesi . Bu konuda bir araştırma yapıldığını duymuştum 28 günde en acı olayı dahi unutuyormuşuz .

 

NOT : Unuttuğumuz vatanperver devlet adamlarımızdan biride Gaffar Okkan . 24 Ocak 2001 de aynen Recep Yazıcıoğlu gibi yitirdiğimiz bir değerimizdir . Vali filmi ile beraber bu tarz filmlerden hoşlananlara Bumerang Cehennemi filmini de öneririm . 

 

NOT 2: Ulusal bilinçteki unutkanlıkla baş etmenin en kolay yolu okumaktır . Filmler birer sanat eseri olup hiçbir zaman derinlemesine bilgi içermemektedir...

Güz Sancısının Anlattığı 6-7 Eylül Olayları Nedir ?

Güz Sancısının Anlattığı 6-7 Eylül Olayları Nedir ?

 

Bir film geliyor sinemalara ...

 

Reklamlarını bir çok internet sitesinde , televizyon kanalında gördüğüm bir film...

 

Evlerin yağma edildiği , sokak asfaltının görünmediği bir sokak...

 

Çıldırmış gibi bağıran ellerinde bayraklarla dolaşan bir topluluk . O filmin adı Güz Sancısı .

 

Cuma günü gösterime girecek olan bu filmin senaryosunun çıkış noktası tarihte 6-7 Eylül olayları diye bilinen bir olaymış . Aslında bilinmeyen bir olaymış . Çünkü nedir 6-7 Eylül olayları dendiğinde biline gerçekten zor rastlanan bir soru oluyor .

 

6-7 Eylül Olayları Neydi ?

  TIKLA BURAYA

ISSIZ ADAM

294026 Filme büyük beklentilerle gitmedim,sıkılacağımı düşünüyordum ama filmi çok beğendim.

İstanbul'da kalabalık içinde yalnız olan restoran sahibi Alper'le;butik sahibi,tatlı,şirin Ada'nın hikayesinin sürükleyiciliği izleyenleri o hikayenin içine sokuyor.

Yalnızlığı seven,çabuk sıkılan,dengesiz bir adam Alper...Sempatik tavırlarıyla Ada'yı kendisine aşık ediyor.

  Ada ise;eski kitapları seven,o kitapların eski sahiplerinden kalan anılardan,izlerden hikayeler çıkaran bir kadın.Alper'in                                                                                               Alper'in gizemi onu Alper'e yaklaştırıyor.Hayatına giren erkekler tarafından hep terkedildiği için Alper'e de şüpheyle bakıyor.

İlk perde bittikten sonra bir hanımefendinin tepkisi şöyle:''Ne biçim film bu seks filmi gibi,Muro'ya gitseydim daha iyiydi''.Gerçi tam doz kaçmaya başladığında araya manzara koyuyor olsa da bayanın tepkisi makul sayılabilir.İkinci perdede ise oluşabilecek bu gibi tepkileri dikkate alırcasına sevişme sahnesi hiç yoktu.

İkinci perdede Alper'in sepepsizce Ada'yı terketmesi,Ada'nın üzüntüsü insanı ağlatıyor.Ada bir tokatla Alper gibi adamlar tarafından terkedilen bütün kadınlar adına intikamını alıyor.Bir teyzeden tepki geliyor:''Vur kızım,aferin iyi yaptın''.

Film o kadar etkileyici ki filmden sonra Alper'in Ada'yı neden terkettiği internette bile tartışılıyor,birisi Alper yemek kültürü olan bir adam,Ada yaprak sarmasıyla meyve suyu içtiği için terketti diye yazmış.

Nil Burak plağı,nostalji ve müzik ziyafeti yaşatıyor. 

  Ve tabii ki Ayla Dikmen, muhteşem şarkısı ile filmde anılıyor ve filme büyük bir anlam katıyor.

  Anlamazdın,anlamazdın,kadere de inanmazdın,dilerim ki mutlu ol sevgilim...

Osmanlı Cumhuriyeti İzlenimlerim

Osmanlı Cumhuriyeti İzlenimlerim

 

Ata Demirer olmasa birkaç diyalogda değiştirilse bildiğiniz kurgu romandan oluşturulan bir dram olabilirmiş Osmanlı Cumhuriyeti . Sokaktaki en gerzek adamın dahi izlediği vakit , Atatürk'e saygı duymalıyım o olmasa ne milliyetim , ne dinim olurdu diye düşündürtüyor . Can Dündar'ın Mustafa'sının karmaşık geldiği yurdum insanına saf , katıksız , kör gözüm parmağına diyen filmi ben beğendim .

 

Sümer Tilmaç daha önceki bir başka Gani Müjde filmi olan Kahpe Bizans'ta da olduğu gibi yine en renkli karakterlerden birini layığıyla yerine getirmiş . Önderinin peşinden cansiperane mücadele eden bir karakteri izleyenide gaza getirecek kadar sağlam canlandırmış . Ata Demirer Avrupa Yakasında ki karakterinden çok daha farklı bir karakterde . Böylece ilk kez kamera karşısında onu da volkan tiplemesinden başka biri olarak görme imkanımız oldu .

Filmin ara vermeden önceki ruh halinizle ikinci bölümü arasındaki ruh haliniz birbirinden farklı olacaktır izlerseniz . İlk bölümde küreselleşen dünyanın büyüsüne kapılmış üst tabaka , ikinci bölümde bağımsızlık aşığı olarak karşınıza çıkıyor ve kapanışı Gazi Mustafa Kemal'in tüyleri ürperten sesiyle yapıyor .

 

Aynı anda gösterime çıkan 3 komedi filminden Osmanlı Cumhuriyetini tercih ettim pişman olmadım izlediğime . Yalnız yarılası gülmek isteyenler için uygun film değildir bilginize...

DİPNOT :

 

  Filmin fragmanında geçen yürüyen merdivenden inme sahnesi filmde yok !!!!

 

Devrim Arabalarını Deviren Millet...

Devrim Arabalarını Deviren Millet...

 

Fıkra bu ya üst rütbeli zebaniler cehennemi teftişe gelecek olmuş . Cehennemde her ülkeden gelen insanların içine atıldığı kazanlar varmış . Sırayla her ülkeye ait kazanın yanından geçmişler . Kazanın başında bir zebani kazandan fırlayanın tepesine vuruyormuş tekrar kazanın içine düşüyorlarmış . Ancak tam Türkiye nin kazanının önüne geldiklerinde baş zebani hiddetle bağırmış .

-         Bu ne rezalet nerede buradaki görevli ?

-         Efendim onun başında bir göreliye gerek görmedik

-         Bu ne saçmalık , niye görevliye gerek görmemişsiniz ?

-         Efendim Türklerin bir özelliği var , onlarda yukarı çıkmak isteyen kim olsa mutlaka biri aşağıda çekiyor bu yüzden durmaya gerek görmedik başlarında

Dedik ya bu sadece bir fıkra . Örneklerle güçlendirmek için bir gayretim olmayacak , gülüp geçesiniz diye yazdım . Birde tarihten bir dipnot olarak günümüze gelen bir sinema filmini anlatmak için .

Filmin adı "Devrim Arabaları"

Yıl 1961. Ordunun binek otomobil gereksinimini karşılamak için, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel otomobil üretilmesini ister. 16 Haziran 1961'de Devlet Demiryolları Fabrikaları ve Türk mühendislerine görev düşer. Tamamen Türk mühendislerince, Türk yapımı bir otomobil yapılmasına karar verilir. Yapılan üst düzey toplantılarda alınan kararla, dört buçuk ay gibi bir zamanda Devrim Otomobil'in tamamlanması gerekmektedir. Otomobil 29 Ekim 1961 Cumhuriyet Bayramı'na yetişmelidir. Ödenek, bir milyon dört yüz bin Türk Lirası'dır.

İnanılmaz şey gerçekleştirilir, Türk mühendisleri gece gündüz, büyük bir özveri ve azimle Devrim Otomobil'i yetiştirirler. Eski bir altı silindirli Chevrolet motorunun iki silindiri kesilerek kalıp yapılmış, motor gövde ve başlığı Sivas Demiryolları Fabrikası'nda dökülmüştür. Ankara Fabrikası'nda işlenmiştir. Segman, piston Eskişehir'de yapılıp, Ankara Fabrikası'nda monte edilmiştir. Gücü kırk BG'dür. Şanzımanlar tamamen yerli olarak Ankara Fabrikası'nda yapılmıştır. Orijinal jantlarında ve kaputta "Devrim" yazmaktadır. Ön panel kadranları Türkçedir; yani "yağ", "benzin", "hararet".

Devrim Otomobil'inin son eksiklikleri Eskişehir-Ankara arasında trende giderilir. İki otomobil vardır trende; cilalanır, tehlikeye karşılık benzin koyulmaz. Cumhuriyet Bayramı törenine cumhurbaşkanı bu otomobille gitmek istemektedir. Törene cumhurbaşkanını götürecek otomobile zamanında benzin koyulması unutulur. Yüz metre sonra otomobil durur... Direksiyondaki mühendisin benzin bitti demesi üzerine cumhurbaşkanı; "Batı kafasıyla otomobil yaptınız, Doğu kafasıyla benzin koymayı unuttunuz," der. İkinci otomobile benzin koyularak yola devam edilir ancak; "Devrim Otomobil" basının diline düşmüştür artık...

Ertesi gün bütün basın, arkasına yerli ve yabancı işbirlikçi güçleri alarak "Devrim"e saldırırlar. Türk mühendisleri ve Türk otomobili yerden yere vurulur. Hiçbir yerde, hiçbir otomobil bu kadar karalanmamıştır. Kimileri modeli çalıntı der, kimileri Türk mühendislerinin yetersizliklerini eleştirir. Hiçbir gazetede öteki otomobil ile Anıtkabir'e gidildiğinden hiç söz edilmez.

Film bu yaşanmış olaydan yola çıkılarak hazırlanmış . Henüz izlemedim ve izleme fırsatımda olabilir mi bilemiyorum . Benden tavsiye fırsatınız olursa izleyin sonrada anlatın bize de =))

Cem Yılmaz ın Türk Telekom gösterisinde ki bu kadar zamandır beni buradan nasıl indirmediler söylemine katılmamak içten değil . Gaddarız kendimize hiç kimseye olmadığımız kadar , hayranız yabancıya kendimize düşman olduğumuz kadar .

NOT : Turgut Özakman ‘ın katıldığım bir söyleşisinde sarfettiği bir cümle "memleketimizin ilginç bir özelliği var . Her kişiden yalnız biri vatanperver oluyor"

Cefe'ce "Mustafa" nın Ardından

Cefe'ce "Mustafa" nın Ardından

 

        Muhibbi de yazmıştım "Mustafa" diye bir film geliyor gidin izleyin değiştirin sinemalarımızda en çok izlenen filmi . Olmasın en çok izlenen film "Recep İvedik" dedik . Bunu dedik diyeli neler yazıldı neler oldu bitti o film üzerine .

        Öncelikle Turkcell destekçi olmadı dediler yurdum insanı sürü psikoloji icabı Turkcell ‘i yerden yere vurdu , feysbukta gruplar kurdu . Turkcell i kullanmayın diye kampanyalar başlatacak oldular ki , Turkcell sitesine açıklama koymak zorunda hissetti kendini "Atamızın özel hayatına yönelik bir film olduğu için destekçilikten çekildik , bizler dünyaya onu anlatan bir filme destekçi olmayı yeğleriz" dedi .

        Fırtına dinmedi elbette bu kadarla , 29 Ekim günü büyük ilgiyle gösterime girdi "Mustafa" . Ancak bu seferde siyasiler hücum etti filme , böyle rezalet olmaz , Ata filmde içkici kadın düşkünü olarak gösteriliyor rezalet diye feryat figan koptu . şimdi de yurdum insanı filmde Atanın arkasında görülen ampulleri sayarak Ata‘ya kurulan pusuyu deşifre ediyor  , aslında Can Dündar ın kimler için çalıştığı belli deniliyor ancak unutuluyor ki Can Dündar ın taraftarı olmakla suçlu olduğu tarafta Ata ya hakaret gerekçesiyle Can Dündar ı eleştiriyor .

        Sürüden biri olmayındı ilk yazımdaki mesaj muhibbi deki . Ben inadına gittim bugün "Mustafa" ya . İzlemeden film hakkında ne yazdıysam , aklımda Mustafa Kemal i nasıl kurguladıysam o Mustafa Kemal i buldum . Devrimci Mustafa Kemal i buldum . Filmde bahsedilen yalnızlığının , kalabalıklar arasında hissettiği yalnızlığı olduğunu bastıra bastıra söylüyor Dündar . Çünkü devrim budur . Bu yolda başarı için köprüleri yakmak yeri geldiğinde , dava arkadaşlarını ipe götürmektir ideallerin uğruna mücadele . Mustafa ‘da ki Mustafa Kemal in çöküşüne bakınız , bitkinliği hastalıkla değil Samsun yolunda Mahzar Bey ‘e yazdırdığı hedefleri bittiğinde başlıyor . Monotonlaşma yok ediyor onu . Mutluluk onun için hedeflerdi , kazançlar değildir . Elde ettiği hedef tatmin etmez lider olanı . Bu düşüncemi destekleyen en büyük kanıt hasta Mustafa Kemal in büyük bir istekle Hatay için doğrulup gitmesinde yatmaktadır yaşamı pahasına...

         Ayrıca kadın düşkünü gibi gösterildiğini söyleyenler , bu kadar önyargılı bir film izleyebilirsiniz tebrik ediyorum sizi....

         Bu yazının okuyucu olan sevgili arkadaşım , beğenmeyebilirsin , hoşlanmamış hatta filmden nefret dahi etmiş olabilirsin ama ne hissedersen hisset sürüden biri olma ve düşün , izle kararını ver ve ona göre yargıla . Ve izlediğinin bir sanat eseri olduğunu unutma , yerden yere vurma ki beğenmediysen Atana layık olduğunu düşündüğün filmi yapacak olana sebep olur belki bu yapıt .

 

( M.Ali Erbil filmi protesto ettiğini asla gimeyeceğini söylemiş , bu demecinden sonra ikinci kere gidesim geldi )

( NOT 2 : Filmi izleyen diğer yazar arkadaşlarımla yorum farkımız olursa hiç şaşırmam