MAEVE BINCHY- AŞK MUTFAKTA PİŞER
MAEVE BINCHY - AŞK MUTFAKTA PİŞER
Binchy; 1940
İrlanda-Dublin doğumlu gazeteci, kısa öykü yazarı ve romancı. 23 yaşında iken,
Kudüs'te İsa'nın son yemeğini yediği söylenen mağarayı ziyareti sırasında dini
inancını yitirmiştir. Daha sonra ise savaş altında bulunan İsrail'e gitmiş ve
oradan babasına yazdığı öykü niteliğindeki mektuplar sayesinde Irish Times'ta
köşe yazarlığına başlamıştır(1969). Aynı zamanda İrlanda Feminist hareketinin
ilk kadın editörü olmuştur. Ardından yazdığı "İtalyanca Aşk Başkadır" romanıyla
uluslar arası bir üne kavuşmuştur. Eşi Gordon Snell ile birlikte şuanda
Dublin'de yaşamaktadır
Binchy
özellikle bayan okuyucu kitlesi tarafından çok bilinen ve çok okunan dünyaca
ünlü, benim de okumaktan zevk aldığım, okurken içinde bulunduğum dünyadan
tamamen uzaklaşıp, kendimi İrlanda'da ve romanın başrol karakteriyle
özdeşleşmiş halde bulduğum, aşk/macera türünde toplam 13 eseri bulunan bir
yazar. Kitaplarının en belirgin özelliklerinden biri, tüm kitaplarında
olayların İrlanda'da, çoğunlukla da Dublin'de geçmesidir. Başrol karakterinde
her zaman güçlü bir kadın yer alır. Şuana kadar 13 kitabından 8 tanesini
okudum. Kitaplar arasında belirgin farklılıklar olduğunu söyleyemem. Hatta
kitaplar arası misafir karakterler kullanan bir tarzı vardır. Örneğin Hayatın
Ta Kendisi Lokantası'ndaki ana karakterlerden olan Quenteen's restaurantın
sahibi Brenda Brennan, son okuduğum kitap olan Aşk Mutfakta Pişer'de de önemli
yer almıştır. Okuduğunuz her yeni kitabı, sizi çok fazla şaşırtmaz ancak
olaylar yine de sizi o kadar içine alıp sürükler ki, karşı koyamadan okursunuz.
Ama bu durum bayanlar için geçerli olsa gerek çünkü, kitaplarında hafif dizi
film tadı vardır, sürekli şimdi ne olacak diye beklersiniz. Bu yüzden bu
kitapları okuyan bir erkeğe şuana kadar hiç rastlamadım. Umarım onlar da bir
gün bulaşırlar Maeve Binchy çılgınlığına
Dublin'de doğup yaşadığı için, ben kitaplarında İrlanda'nın kültürünü, inanışlarını, yaşam tarzlarını, oranın gerçek insanını anlattığını düşünüyorum ve bunun üzerinden yorumumu yapacağım. Binchy'nin hikayelerinde hem güzel vardır hem çirkin. Hem inanç vardır hem inançsızlık ve inançsızlık çoğunlukla başrol karakterlerinde görülen bir izdir. Günlük hayattaki kadın-erkek ilişkilerinin ne kadar düz, sevgiden yoksun olduğu, aldatmanın veya kaçıp gitmenin çok normal bir hareket olarak algılandığı da işlenir, gerçek aşkın veya dostluğun çok derinlerde bir yerlerde saklı olduğu, bir insana güvenebilmenin, ona duyduğun saygının ne kadar önemli olduğu da... Adaletsizlik vardır ancak sonunda mutlaka o adalet yerini bulur. Kalabalıklar içindeki yalnız hayatları işler. Yani İrlanda insanının yerilecek bir çok özelliği olduğu gibi, övülecek tarafları da bir o kadar çoktur.
Dediğim gibi son okuduğum romanı Aşk Mutfakta Pişer oldu. En büyük hayali, ortağı Tom Feather ile kendilerine ait bir catering şirketi kurmak olan Sara Scarlet'ın hem dış hem de iç hayatına olan yolculuğu, hayatı sorgulayışı ve kendi doğrusuna ulaşmak için çıktığı yol gene soluksuz bıraktı beni. Ancak bugüne kadar okuduklarımın içinde beni olaylarıyla, akışıyla ve başka sebeplerden dolayı en çok etkileyen 3 kitabı oldu. Birincisi "Geri Döneceksin". Bu kitap, beni Maeve Binchy ile tanıştıran ilk kitabımdı, oyüzden yeri ayrıdır bende. İkincisi "Yalnız Kadınlar Sokağı". Bu kitap bence en mükemmeli diyebilirim. Olayların kurgulanışı muhteşemdi. Üçüncüsü ise "Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler". Bu kitabında da farklı bir ortam yaratarak, çok farklı hayatları aynı noktada birleştirmeyi çok iyi başardığını düşünüyorum.
Binchy'nin
romanlarından bir tane bile okuyanlar, günlük hayatın rutin işleri arasında
boğulmuşken sizi nasıl kurtardığını, kafa dinginliği sağlayıp rahatlattığını
çok iyi bilirler. Okumayanların aklında olsun






