| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Muhibbi

11 "film" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"film" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Güneşi Gördüm Filminden Notlar

Güneşi Gördüm Filminden Notlar

Haftasonu gazetelerde bir çok köşe yazarının eleştirisine maruz kalan Mahsun Kırmızıgül bu yazarların bir çoğu tarafından da Yılmaz Güney'le kıyaslandı . Eksileri artıları değerlendirildi . Film hakkındaki genel görüşüm yazımın ilerleyen kısımlarında çok daha net olacak olmasına rağmen baştan demek gerekirse Ahmet Hakan'ın yerden yere vuran eleştirilerini çok yersiz buldum .

Mahsun Kırmızıgül'ü bu yönetmenlik deneyiminde daha önceki filmi Beyaz Melek'ten daha ileride buldum .

DEVAMI İÇİN TIKLA

Gerçek Hayatın Hikayeleştirilmiş Yüzü -Güneşi Gördüm-

GERÇEK HAYATIN HİKAYELEŞTİRİLMİŞ YÜZÜ

-GÜNEŞİ GÖRDÜM-

 

Mahsun Kırmızıgül'ün yönetmenlik dalındaki ikinci eseri olan "Güneşi Gördüm" filmini geçen gün izleme şansı yakaladım. İlk sinema filmi denemesi olan Beyaz Melek'i de izlemiştim... DEVAMI İÇİN TIKLA

İzlemeniz Gereken Hapishane'de Geçen Üç Film

İzlemeniz Gereken Hapishane'de Geçen Üç Film

 

Üç güzel rakamdır . Genetiğimizde üç hak vardır =)) Allah'ın hakkı üçtür deriz mesela . Yada fıkralarımız da dahi üç şans vardır . Örnek vermek gerekirse mutlu bir evliliği anlatan bir fıkra vardır aklımda =))

 

Adam gelini bindirmiş ata köye götürüyormuş . Arkada ahali davullar zurnalar kopuyor . Derken atın ayağı takılmış yerdeki bir taşa tökezlemiş . Adam ata dönüp "biiiiiiiiiiiiiiiir" demiş . Yola devam etmişler az ilerde at yine tökezlemiş adam yine ata dönüp "ikiiiiiiiiiiiiiiiiii" demiş . Az zaman , çok zaman gidiyorlar , davullar zurnalar devam ederken iş bu ya at yine tökezliyor . Bu sefer adam silahı doğrultup atı kafasından vuruyor . Kadın şok içinde , ahali donmuş kalmış . "Adam sen deli misin ne diye vurursun atı durduk yere ?" diye söylenmeye başlamış . Adam gür bir sesle kadına dönüp "biiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiir" demiş =))

 

Zorbalığı savunur gibi olmak için yazmadım bu fıkrayı aman sonra bana kadına şiddetimi savunuyor demeyin de , diyeceğim kültürümüzde üç önemli bir rakam . O sebeple efendim geçmiş zamanda izlediği filmleri , okuduğum kitapları anlatırken üçerli üçerli anlatıcam . Gündemde olmayan bu eserleri başlık kalabalığı yapmadan anlatmanın güzel bir yolu olduğunu düşündüm bu yöntemin .

 

İşte ilk üçlümüz , Hapishane konulu filmlerden 3 tanesi İÇİN TIKLA

 

İVEDİK ÇILGINLIĞI

İVEDİK ÇILGINLIĞI

Son zamanların en çok izlenen, her sinemada en az 3 salonun bu filme ayrıldığı, Turkcell gibi dev bir firmanın reklam kahramanı haline gelen Recep İvedik'i bu akşam gittim izledim. Mide bulandırıcı sahneler yaşanmasına rağmen evet çok güldüm. Zaten bu amaçla gittim. Sadece gülmek için!

  İnsanlar bu karakteri göklere çıkarsa da, Recep İvedik 1'i 4,5-5 milyona yakın insan izlemiş olsa da, bu benim gözümde asla bir film niteliği taşımamaktadır. Bu; iyi filme, iyi senaryoya, iyi yönetmene, iyi oyuncuya, iyi oyunculuğa, yeteneğe ve emeğe haksızlık olur.O yüzden bunu bir film olarak kabul etmiyorum. Benim için sadece bir güldürmece, 2 saat boyunca içindeki negatifliği dışarı atma, kafa boşaltmadır okadar. Bunu zaten Şahan Gökbakar bile kabul ediyor 

  Gidin izleyin ve gülün ama gerçek bir sinema filmi muamelesi yapmayın...

Benjamin Button'un İlginç Hikayesi

Benjamin Button'un İlginç Hikayesi

İlginizi çeker mi bilemiyorum ama bugün gittiğim film şu zamana kadar izlediğim tüm filmler arasında bana oldukça farklı geldi . Benjamin Button dünyaya aşırı derece çirkin ve yaşlı olarak gelir . Gelirken de annesinin canından olmasına sebep olur . Babası onun bir yaratık olduğunu düşünüp bir huzurevinin önüne bırakıp kaçar ve Benjamin ismi oradaki ikinci annesi koyar . O andan itibaren yaşamasına izin verilen Benjamin hayatın tersten yaşar . Çok yaşlı görünür ancak içinde bir bebek vardır . Bu yaşam ufacık bir bebek olup içinde yaşlı bir insan taşımaya kadar sürer . Oldukça ilginç olan bu konu çocukluğunda (aslında yaşlı göründüğü anda) tanıştığı bir genç bayanla ilişkileriyle daha da ilginçleşmekte . Sürekli gençleştiği için eşine ve çocuğuna veda eden Benjamin eşinin kollarında bir bebek olarak ölüyor !!!

 

Sinema salonun en büyük olanında oynatılan bu film oldukça ilgi toplaması beklenildiğini düşündürttü . Aslında o ilgiyi de hak edecek kadar iyi bir film . Tarafımca tavsiye edilir =))

 

Tek sorun film 3 saat beliniz ağrıyor bitince =))

 Oyuncular

  • Brad Pitt
  • Cate Blanchett
  • Julia Ormond
  • Jason Flemyng
  • Taraji Penda Henson
  • Tilda Swinton
  • Jared Harris
  • Mahershalalhashbaz Ali
  • Phyllis Somerville
  • Elias Koteas
  • Elle Fanning
  • Madisen Beaty
  • Josh Stewart
  • Faune Alecia Chambers
  • Ed Metzger

CIK , OLMAMIŞ BU AROG

CIK , OLMAMIŞ BU AROG 

Sanırım muhibbi açıldığından bu yana ilk kez bir film konusunda çoğunluktan yanayım . Tek kelime ile "olmamış" . Büyük umutlarda beslemedim halbuki , gösterime gireli 2-3 hafta oldu ve o kadar eleştirilmişti ki ; temkinli izlemeye başladım AROG u .( Kopya söylentilerini hiç dinlemedim ve kopyası olduğu söyleneni izlemedim yani o derece önyargısız izledim)

Özellikle aradan öncelik ilk bölümde hiçbir şey yoktu . Tek kişilik gösterilerinde ki ilk çağ ile ilgili esprilerinin filme çekilmişiydi adeta . Bir milyon yıl öncesi yollandığını söylüyordu Arif karakteri . Ne yapınca ne olacak , amaç nedir nereye varmaya çalışıyoruz belli değil . Kısacası mana yoktu .

İkinci yarı ise burnunda hal hal olan bir zencinin habire topa rövaşata vurmasıyla geçti . Sonuna gelindiğinde ise o manasızlık ayyuka çıkmış ve sanki başarılamamış bir şey olmuş gibi çaresizlik yansıtılmış . Ancak ne başarısızlık nede başarı var ortada bir konu yok ki ! Aniden bir ışıltı oldu cekusu geldi aldı arifi gitti filmde bitti .

 

Çok söz etmeye gerek yok yapıt hakkında . Bir eseri , sahibini yermek çok hoşuma gitmez . Ancak çoğu film yorumumun sonundaki gidin izleyin cümlesini bu filme kullanamayacağım . Oturun bekleyin televizyonda oynamasını .

 

Dipnot : Konunun derinliğinin olmaması Cem Yılmaz ın kendine hayran tavrından dolayı olabilir . Yazarken hiçbir fikir almamış gibi duruyor çünkü senaryo . Fikir alsaydı mutlaka birileri derdi "abi tamam film senin , yönetmen sensin , başrolde senin ama beş farklı karakterde olmak ayıptır diğer oyuncu arkadaşlara" diye .

NOT 2 : Osmanlı Cumhuriyeti'nden  sonra bundada fragmanında olupta filmde olmayan sahne var .

 

Van'da 1915 Bir Destan Yazıldı , 2008 de Adı 120 Olarak Film Oldu

Van'da 1915 Bir Destan Yazıldı , 2008 de Adı 120 Olarak Film Oldu

 

 

Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar çoktular;
korkak,
cesur,
cahil,
hakim
ve çocuktular
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır....

 

Nazım Hikmet bu dizeleri Kuvayi Milliye destanını anlatmak için yazmıştır . "120" ise direnişten hemen önceki en sağlam dip dalgalarından biridir . Yani Kuvayi Milliye nin ruhunu görürsünüz ondada . Mısralardaki Anadolu insanını birebir izliyorsunuz 120 de . Yüreğin burkuluyor , ufalıyor , vatan uğruna canım dediğin evladını feda etmeyi günümüz değerleriyle şaşkınlıkla izliyor , nasıl olur onlar daha çocuk , onların hepsi 12-17 yaş arasında çocuklar vatanları için beyaz bir örtü üstüne serilmelerine nasıl yürek dayanır diyorsunuz .

 

Kelimelerin anlamsız kaldığı , beyninize saplanan bir bıçak gibi hissettiren film "120" yi anlatmaya benim kalemim yeterli değil sanırım . Gerçek hayattan alınan bu destan Kültür Bakanlığı'nın desteği ile çekilmiş . Sinemada izleme fırsatım olmamıştı , cd den izledim . Birinci Dünya Savaşının hemen başında Rus işgaline karşı sınıra giden askerlerimizin cephanesiz kalmasıyla yoksulluğu , çaresizliğe feryat eden bir destan . 120 çocuğun cepheye mermi taşımasını büyülenerek izleyeceksiniz...

Yalanlarımızı Yüzümüze Çarpa Çarpa Ortaya Çıkaran Adamın Filmi "Issız Adam"

Yalanlarımızı Yüzümüze Çarpa Çarpa Ortaya Çıkaran Adamın Filmi

"Issız Adam"

Sen dizime yattın , ben bir hikaye anlattım ve sen büyüdün...

        Boğazdan düğümlenmeye sebep olan Çağan Irmak filmlerinin bir yenisi olan "Issız Adam" dan sonra aklıma bir cümle düştü . Akşam mutlaka yazmalıyım dediğim bir cümle . Çağan Irmak bizim hayatımızda kendimize dahi itiraf etmekte zorlandığımız yalanlarımızı , içimizi acıtarak , oradan bir şeyleri kopararak yüzümüze vuran yönetmen ve senaristtir .

        Babam ve Oğlum da bir babanın oğluna sarılma özlemini , araya sınır koyma zorunluluğu hissetmesini ve seneler sonra kaybedilmişliklere karşı hissettiklerini çok acı bir tecrübeyle yüzümüze çarpa çarpa göstermişti . Yine öyle bir film Issız Adam da . O da kaybedilmiş , vazgeçilmiş bir ilişkinin ardından yaşanılan pişmanlıkların resmi . Seneler sonra vazgeçilmiş bir ilişkiyle karşılaşmanın ağırlığını görmek bugünün değerini bildiriyor . İZLEYİN !!!

Devrim Arabalarını Deviren Millet...

Devrim Arabalarını Deviren Millet...

 

Fıkra bu ya üst rütbeli zebaniler cehennemi teftişe gelecek olmuş . Cehennemde her ülkeden gelen insanların içine atıldığı kazanlar varmış . Sırayla her ülkeye ait kazanın yanından geçmişler . Kazanın başında bir zebani kazandan fırlayanın tepesine vuruyormuş tekrar kazanın içine düşüyorlarmış . Ancak tam Türkiye nin kazanının önüne geldiklerinde baş zebani hiddetle bağırmış .

-         Bu ne rezalet nerede buradaki görevli ?

-         Efendim onun başında bir göreliye gerek görmedik

-         Bu ne saçmalık , niye görevliye gerek görmemişsiniz ?

-         Efendim Türklerin bir özelliği var , onlarda yukarı çıkmak isteyen kim olsa mutlaka biri aşağıda çekiyor bu yüzden durmaya gerek görmedik başlarında

Dedik ya bu sadece bir fıkra . Örneklerle güçlendirmek için bir gayretim olmayacak , gülüp geçesiniz diye yazdım . Birde tarihten bir dipnot olarak günümüze gelen bir sinema filmini anlatmak için .

Filmin adı "Devrim Arabaları"

Yıl 1961. Ordunun binek otomobil gereksinimini karşılamak için, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel otomobil üretilmesini ister. 16 Haziran 1961'de Devlet Demiryolları Fabrikaları ve Türk mühendislerine görev düşer. Tamamen Türk mühendislerince, Türk yapımı bir otomobil yapılmasına karar verilir. Yapılan üst düzey toplantılarda alınan kararla, dört buçuk ay gibi bir zamanda Devrim Otomobil'in tamamlanması gerekmektedir. Otomobil 29 Ekim 1961 Cumhuriyet Bayramı'na yetişmelidir. Ödenek, bir milyon dört yüz bin Türk Lirası'dır.

İnanılmaz şey gerçekleştirilir, Türk mühendisleri gece gündüz, büyük bir özveri ve azimle Devrim Otomobil'i yetiştirirler. Eski bir altı silindirli Chevrolet motorunun iki silindiri kesilerek kalıp yapılmış, motor gövde ve başlığı Sivas Demiryolları Fabrikası'nda dökülmüştür. Ankara Fabrikası'nda işlenmiştir. Segman, piston Eskişehir'de yapılıp, Ankara Fabrikası'nda monte edilmiştir. Gücü kırk BG'dür. Şanzımanlar tamamen yerli olarak Ankara Fabrikası'nda yapılmıştır. Orijinal jantlarında ve kaputta "Devrim" yazmaktadır. Ön panel kadranları Türkçedir; yani "yağ", "benzin", "hararet".

Devrim Otomobil'inin son eksiklikleri Eskişehir-Ankara arasında trende giderilir. İki otomobil vardır trende; cilalanır, tehlikeye karşılık benzin koyulmaz. Cumhuriyet Bayramı törenine cumhurbaşkanı bu otomobille gitmek istemektedir. Törene cumhurbaşkanını götürecek otomobile zamanında benzin koyulması unutulur. Yüz metre sonra otomobil durur... Direksiyondaki mühendisin benzin bitti demesi üzerine cumhurbaşkanı; "Batı kafasıyla otomobil yaptınız, Doğu kafasıyla benzin koymayı unuttunuz," der. İkinci otomobile benzin koyularak yola devam edilir ancak; "Devrim Otomobil" basının diline düşmüştür artık...

Ertesi gün bütün basın, arkasına yerli ve yabancı işbirlikçi güçleri alarak "Devrim"e saldırırlar. Türk mühendisleri ve Türk otomobili yerden yere vurulur. Hiçbir yerde, hiçbir otomobil bu kadar karalanmamıştır. Kimileri modeli çalıntı der, kimileri Türk mühendislerinin yetersizliklerini eleştirir. Hiçbir gazetede öteki otomobil ile Anıtkabir'e gidildiğinden hiç söz edilmez.

Film bu yaşanmış olaydan yola çıkılarak hazırlanmış . Henüz izlemedim ve izleme fırsatımda olabilir mi bilemiyorum . Benden tavsiye fırsatınız olursa izleyin sonrada anlatın bize de =))

Cem Yılmaz ın Türk Telekom gösterisinde ki bu kadar zamandır beni buradan nasıl indirmediler söylemine katılmamak içten değil . Gaddarız kendimize hiç kimseye olmadığımız kadar , hayranız yabancıya kendimize düşman olduğumuz kadar .

NOT : Turgut Özakman ‘ın katıldığım bir söyleşisinde sarfettiği bir cümle "memleketimizin ilginç bir özelliği var . Her kişiden yalnız biri vatanperver oluyor"

Film Tavsiye: NEXT

Film Tavsiye: NEXT
  Handeloji diziler hakkında kötü bi haber verdikten sonra bende güzel bir film tavsiye edeyim de neşemizi bulalım diye başladım bu yazıma.


   Özel yetenekleriniz olsaydı muhakkak diğer insanlardan farklı olmak için bu özelliğiniz kullanırdınız dimi?Mesela gelecekte olanları görüp ona göre hareket etmek ne kadar güzel olurdu dimi?Ama işe sadece bu bakış açısıyla bakınca güzel olduğunu bu filmi izleyince anlayacaksınız.

 

   Chris adındaki adam bir klüpte sihirbazlık gösterileri yapmaktadır.Ama onu özel yapan geleceği birkaç dakika önceden görebilmesidir.Doğuştan bu yeteneğe sahiptir.Kumar masalarında bu yeteneği sayesinde kazanır bu yetenek sayesinde kız bile tavlayabilmektedir.Hatta ona doğru ateşlenmis silahın ucundan çıkan bir mermiden bile bu özelliği sayesinde kaçabilmektedir.Los Angles nükleer bomba tehlikesi altındadır ama bombanın nereye konduğu bilinmemektedir.O yüzden FBI ajanları Chris’in bu gizemli yeteneğinden yararlanmak ister.Bu yeteneğinden dolayı terörist grupta onu etkisiz hale getirmek ister.

 

   Geleceği görmenin o kadar da iyi bir şey olmadığını gösteren bir film.Kaderi belirlemede aslında bizim de payımız olduğunu gösteren bir film.Bu film içerisinde gizem, macera ve duygusallık barındırıyor.O yüzden bence duygusal film severlerinde hoşuna gidecektir.Her kesime hitap ediyor gibi geldi bana.Mutlaka izleyin.Ben izledim beğendim umarım siz de beğenirsiniz...

 

Film Hakkında:

 

Yönetmen: Lee Tamahori

Senaryo: Paul Bernbaum,Gary Goldman,Jonathan Hensleigh

Oyuncular: Nicolas Cage, Julianna Moore, Nicolas Pajon, Paul Rae, Jessica Biel

Müzik: Mark Isham

Tür: Aksiyon,Macera

Yapım: ABD 2007 (96 Dakika)

İnternet Adresi: www.nextmovie.com