| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Muhibbi

7 "atatürk" etiketi kullanan gönderi "atatürk" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

1924 te Vali Yenir miydi ?

1924 te Vali Yenir miydi ?

Efendim Türkiye yatıyor kalkıyor seçim meydanlarının sesini dinliyor . Partiler il il , ilçe ilçe , belde belde dolanıp halka kendi yapacaklarından daha çok başkalarının ne yapmadığını anlatıyor . Şimdilerde o meydanlarda konuşulan , devletin şehirlerdeki temsilcisi vali yenilen bir şey midir , yoksa yenmeyen bir şey midir ? =))

* * *

Bendeniz yenilir mi yenilmez mi bilemiyorum ancak sizlere seneler öncesinden bir Vali anısını çıkarıp önünüze seriyorum .

DEVAMI İÇİN TIKLA 

Türk Kadınının Kutlanması Gereken Günü Sadece 8 Mart Değildir.

Türk Kadınının Kutlanması Gereken Günü Sadece 8 Mart Değildir.

 

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü,bütün kadınların bu anlamlı günü kutlu olsun.

  DEVAMI İÇİN TIKLA

Atatürk'ün Yanıbaşında/Atatürk'ün Kütüphanecisinin Anıları

 Atatürk'ünYanıBaşında/Atatürk'ün Kütüphanecisinin Anıları

Çankaya Köşkü kütüphanecisi Nuri Ulusu'nun Atatürk'le ilgili anılarının anlatıldığı bu kitap,bize bilinmeyen yönleriyle,tarih kitaplarında bulamadığımız,kronolojik olmayan farklı bir Atatürk sunuyor.İnsan Atatürk'ü! daha yakından tanımamızı sağlıyor.

DEVAMI İÇİN TIKLA

Kitapta Atatürk'ün Fransız elçisine verdiği ders,halka ve ülkesine olan sevgisi ve bağlılığı, din,müzik,sanat,tarih,dil ve kültür,spor gibi bir çok konudaki görüşleri, anlatılıyor.Atatürk'ün hangi takımı tuttuğu,uzun yıllardır tartışılır,doğrusunu kitaptan öğrendim, futbolla ilgisi yokmuş,gazetedeki futbol haberlerine bile bakmazmış.

Kitap,253 sayfa,içinde bir çok günümüzde kullanmadığımız eski sözcükler olmasına rağmen,içtenliğin satırlara yansıması nedeniyle kitabın bir solukta okunabilecek akıcı bir anlatımı var.Kitapta beni en çok etkileyen;Nuri Ulusu'nun 29 Ekim veya 10 Kasım'da ölmek için Allah'tan dilekte bulunması ve bu dileğinin kabul olup 29 Ekim'de ölmesi.Nuri Ulusu'nun Atatürk'e sevgisi,saygısı ve bağlılığı karşısında gözleriniz dolacak.

Atatürk'ün en iyi onunla birlikte yaşayanların anılarıyla anlaşılabileceğini düşünüyorum, yaveri Salih Bozok'un anılarının anlatıldığı Latife ve Fikriye/İki Aşk Arasında Atatürk kitabını da büyük zevkle okumuş ve bir çok şey öğrenmiştim.Atatürk'le ilgili bir çok kitap okumama karşın,onu çok iyi tanıdığımı söyleyemem,onu okuyarak tanıma sürecim yaşamım boyunca sürecek.

Atatürk'le ilgili kin ve nefret duygularıyla yazılmış İngiliz ajanı Armstrong'un Bozkurt kitabında bile Atatürk'ün cephede en önde giden cesur bir komutan olduğu,liderliği,dehası,büyüklüğü anlatılıyor.Bu kitap dahi,benim ona hayranlığımı,sevgimi ve borçluluk duygularımı arttırıyor.Marmaris'te heykeli sökülüp denize atılan, Uluslararası uzay istasyonuna Türk bayrağı götüren ABD'li astronot bile Atatürk'ün ''İstikbal Göklerdedir'' sözünü referans aldığını söylüyor.Ünlü aktör  Kevin Kostner,''Ne Mutlu Türküm'' diyene sözünü duyup çok beğeniyor ve şapka yaptırıyor.Elin Amerikalıları,Atatürk'ün yüceliğini görüyor,darısı içimizdeki bazılarının başına!

On Yıl Oldu Onu Kaybedeli

On Yıl Oldu Onu Kaybedeli

Barış Manço öleli aradan on sene geçmesine rağmen unutulmadı.Şarkılarıyla uzun süre yaşayacaktır.Önüne gelenin bir eser üretmeden sanatçıyım dediği bu ülkede o gerçek bir sanatçıydı.Yediden yetmişe herkesin sevgisini kazanmıştı.

 

Cefe yazmıştı,''bayram sabahları aklıma hep o geliyor diye'',benim de bayramda hep o aklıma geliyor.

''Bugün bayram,erken kalkın çocuklar,giyelim en güzel giysileri,bayramlarda taze kır çiçekleri,üzmeyelim bugün annemizi''.

Hastalandığımda hatrıma onun nane limon kabuğu şarkısı geliyor:

Nane limon kabuğu,bir tutam kaynasın,bin derde deva geliyor,biraz da dere otu katasın ama ha ha hap şu''.

Bir konuda fikrim değiştiğinde Ali Yazar Veli Bozar şarkısındaki şu sözleri geliyor:

''Bir gün bir sözden dönsem,düşerim dost gözünden,dünya dönüyor dostlar,ben dönmüşüm çok mu''?

 

 Her şarkısında bir dolu mesaj verdi bizlere.Halil İbrahim Sofrası şarkısında;

''para pula,ihtişama aldanıp kanma dostum,içi boş insanların bu sofrada yeri yok'' dedi.

Müsadenizle çocuklar şarkısında;kimileri kahve kaynatsın,kimi hala dansöz oynatsın,leyleğin ömrü iki laklak,değerler oldu tepetaklak diye seslendi.Sarı çizmeli Mehmet ağa şarkısında kendine de pay çıkardı;''yaz dostum Barış söyler kendi bir ders alır mı''?...

 

Barış Manço ile ilgili birkaç yıl önce internette okuduğum bir anı da ona olan hayranlığımı arttırmıştı.

Barış Manço Fransa'da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur. Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir.Sürekli, "İşte Türk, yani barbar, vahşi vs..." demektedir... Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere "yanınızda kâğıt para var mı?" diye sorar! Bu soruya spiker şaşırır ve "evet var ama ne olacak?" der.Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır... Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında "Anahtar" adlı şarkısını söylemiştir. Bu şarkının bir bölümü şöyledir:
"Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, İki Mevlana-bir Sinan"
Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda da adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir... Barış Manço spikere sorar: "Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?" Spiker:"General......." Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır, General.......", "Amiral...........","Komutan............." Spikerin bu "falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan" cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır.Spikere der ki: Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy'dur. Şairdir... Bu fotoğraftaki kişi Mevlana'dır, düşünürdür. Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet'tir. Adaletin sembolüdür.Bu paradaki kişi ise Atatürk'tür. "Yurtta barış, dünyada barış" diyen kişidir... Bizim paralarımız bunlar... Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına "şairlerimizin","düşünürlerimizin","bilim adamlarımızın" fotoğraflarını bastık.Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!" der.Barış Manço'nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar,başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar, yeni spiker Barış Manço'dan ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir.

Yine Barış Manço,Ali Yazar,Veli Bozar şarkısının sonunda şöyle diyor:

''Barış yolun sonunda,yürü demek boşuna,hayat duruyor dostlar ben durmuşum çok mu,yaşam bitiyor dostlar,ben bitmişim çok mu''?

 

Eh Barış ağabey aşk olsun,ruhun şad olsun.

 

Burda Bir Yerde Atatürkçülük Olacaktı Gören var mı ?

Burda Bir Yerde Atatürkçülük Olacaktı Gören var mı ?

 

            Bu yazıyı belki de 10 Kasım ‘ da yazmalıydım ancak bir türlü ne fırsat bulabildin ne de istek geldi . Çünkü sıradanlaşıyorsan , herkes birbirine benziyorsa düşüncelerinde aslında gerçekten düşünen yoktur o yerde .

 

"Ah Atam şimdi sen olsan böyle mi olurduk ?"

"Atam sen kalk ben yatam"

"Atam izindeyiz"

 

            Ve bunlara benzer daha nice bilinen , alışılagelmiş söylemler . İşte bu yüzden birazda 11 Kasım ‘ı bekledim ki ah Atam şimdi sen olsan böyle mi olurduk diyene güzel kardeşim , Ata sana "Muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kandadır" dememiş midir ? Habire sen kalkta ben yatam demen ilkokulda ezberletilen gençliğe hitabeyi aslında sadece öylesine bir yazı olarak okuduğunun itirafı olmuyor mu ? Aslında çokta yüklenmek istemiyorum bana , sana , ona yani sokaktaki adama çünkü yüklenilmesi gereken o kadar isim varken Ankara ‘da , bizim bu masumane yakarışımız o kadarda utanılacak bir durum olmasa gerek !

 

            Dürüst olmak gerekirse , meclisinde hain , hırsız , dolandırıcı , soysuz dolu . Kürsünde vatanın bütünlüğüne kastedenler yeminlerine rağmen , karakterlerini ifşa ediyorlar . Ama bir şey yapamazmışız buna DEMOkrasi diyorlarmış . Ankara öyle diyor...

 

            Sizler 1933 te gururla on yılda 15 milyon genç yarattık diyordunuz ya , işte biz onu ikiye katladık . Övünülür bir şey midir sayısal olarak arttırmak o gençliği şüpheliyim . Çünkü iki milyonu üniversite kapısında beklemede bir umut (Köy Enstitülerini kapattıkta duyurmuşlardır sana sonraları meslek liselerine döndük onu da elimize yüzümüze bulaştırdık)  Hoş üniversiteli olanlarında bir çoğu işsizlikten yakınıyor . Kimisi de yurtdışına kaçıyor , sahi senin döneminde yurt dışında buralara bilim adamları kaçarak geliyormuş doğrumu ?

 

            Aaa birde terör var tabi . Senin bağımsızlık uğruna önderlik ettiğin savaşta yitirdiğimiz canın iki kartını tükettiğimiz terör . Tam 25 yıl oldu çözemedik . Ankara dengeler diyor...

 

            Yine unutuyordum . Hani o yetiştirdiğimiz 25-30 milyon genç var ya , işte onlar sadece umutsuzda değil . Aynı zamanda asimle de oldu  bir çoğu . Bir garip konuşuyorlar , Türkçe ‘ye benzeyen ama Türkçe'den çok uzak ecüş bücüş bir dil . O dille seni çok sevdiklerini , senin izinde olduklarını söylüyorlar . "Nutuk" un yazarının sen olduğunu bilmeden . Bilseler de en son okunan kitap Atik Ali ise neye yarar bu bilgi oda var tabi . Senin bir Vatanperver , bir Bağımsızlık mücadelecisi olduğunu unutarak dünyaya entegre olan , küresel bir gençlik var artık . Sordum Halkçılık nedir , Milliyetçilik nedir , onu bunu bilmem En Karizmatik Lider Atatürk e üyeyim feysbukta dediler .

 

Baştada dedik ya çok yüklenmeyecektik sokakta ki adama , o zaman sormak gerek Türk Tarih ve Dil Kurumlarını senin adına yaptıkları darbelerle kapatanlara nedir bu hal diye ? Son 15 yılda kaç fakülte de Türk Devrim Tarihi tartışılarak , yorumlayarak , dünya siyasetiyle harmanlayarak okutuldu ? Sahi hiç duydunuz mu fakültelerde tarih yada Türk dilinden okul uzatanı ? Nasıl var olduğunu bilmeden yetişen bir nesil geliyor izinden Atam...

 

Senin bildiğini , gördüğünü daha da anlatarak can sıkmaya gerek görmüyorum . Biz sana benzeyen ancak senden düşüncelerini , hayallerinin arındırıldığı bir sana doğru ilerliyoruz .

 

Ankara sessiz , yorgun...

Gençliğin feysbuk öbeklerinde seni anıyor...

 

Cefe'ce "Mustafa" nın Ardından

Cefe'ce "Mustafa" nın Ardından

 

        Muhibbi de yazmıştım "Mustafa" diye bir film geliyor gidin izleyin değiştirin sinemalarımızda en çok izlenen filmi . Olmasın en çok izlenen film "Recep İvedik" dedik . Bunu dedik diyeli neler yazıldı neler oldu bitti o film üzerine .

        Öncelikle Turkcell destekçi olmadı dediler yurdum insanı sürü psikoloji icabı Turkcell ‘i yerden yere vurdu , feysbukta gruplar kurdu . Turkcell i kullanmayın diye kampanyalar başlatacak oldular ki , Turkcell sitesine açıklama koymak zorunda hissetti kendini "Atamızın özel hayatına yönelik bir film olduğu için destekçilikten çekildik , bizler dünyaya onu anlatan bir filme destekçi olmayı yeğleriz" dedi .

        Fırtına dinmedi elbette bu kadarla , 29 Ekim günü büyük ilgiyle gösterime girdi "Mustafa" . Ancak bu seferde siyasiler hücum etti filme , böyle rezalet olmaz , Ata filmde içkici kadın düşkünü olarak gösteriliyor rezalet diye feryat figan koptu . şimdi de yurdum insanı filmde Atanın arkasında görülen ampulleri sayarak Ata‘ya kurulan pusuyu deşifre ediyor  , aslında Can Dündar ın kimler için çalıştığı belli deniliyor ancak unutuluyor ki Can Dündar ın taraftarı olmakla suçlu olduğu tarafta Ata ya hakaret gerekçesiyle Can Dündar ı eleştiriyor .

        Sürüden biri olmayındı ilk yazımdaki mesaj muhibbi deki . Ben inadına gittim bugün "Mustafa" ya . İzlemeden film hakkında ne yazdıysam , aklımda Mustafa Kemal i nasıl kurguladıysam o Mustafa Kemal i buldum . Devrimci Mustafa Kemal i buldum . Filmde bahsedilen yalnızlığının , kalabalıklar arasında hissettiği yalnızlığı olduğunu bastıra bastıra söylüyor Dündar . Çünkü devrim budur . Bu yolda başarı için köprüleri yakmak yeri geldiğinde , dava arkadaşlarını ipe götürmektir ideallerin uğruna mücadele . Mustafa ‘da ki Mustafa Kemal in çöküşüne bakınız , bitkinliği hastalıkla değil Samsun yolunda Mahzar Bey ‘e yazdırdığı hedefleri bittiğinde başlıyor . Monotonlaşma yok ediyor onu . Mutluluk onun için hedeflerdi , kazançlar değildir . Elde ettiği hedef tatmin etmez lider olanı . Bu düşüncemi destekleyen en büyük kanıt hasta Mustafa Kemal in büyük bir istekle Hatay için doğrulup gitmesinde yatmaktadır yaşamı pahasına...

         Ayrıca kadın düşkünü gibi gösterildiğini söyleyenler , bu kadar önyargılı bir film izleyebilirsiniz tebrik ediyorum sizi....

         Bu yazının okuyucu olan sevgili arkadaşım , beğenmeyebilirsin , hoşlanmamış hatta filmden nefret dahi etmiş olabilirsin ama ne hissedersen hisset sürüden biri olma ve düşün , izle kararını ver ve ona göre yargıla . Ve izlediğinin bir sanat eseri olduğunu unutma , yerden yere vurma ki beğenmediysen Atana layık olduğunu düşündüğün filmi yapacak olana sebep olur belki bu yapıt .

 

( M.Ali Erbil filmi protesto ettiğini asla gimeyeceğini söylemiş , bu demecinden sonra ikinci kere gidesim geldi )

( NOT 2 : Filmi izleyen diğer yazar arkadaşlarımla yorum farkımız olursa hiç şaşırmam

28 Ekim 1923 Gecesi Ne Oldu ?

28 EKİM 1923 GECESİ NE OLDU ? 

 

Okul yaşantımız boyunca dinledik durduk "meclis hükümeti" diye bir sözcüğü ama manasını bilir misiniz ?

 

Meclis hükümeti Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş aşamasında yani kurucu mecliste yürüttüğü sistemdir . Hükümet meclisin tamamıdır . Yani kabineyi oluşturan her bakan meclisin oylaması için bakanlığa aday oluyor , meclis oylaması sonucunda kabul edilirse o kişi bakan olabiliyordu . Ancak takdir edersiniz ki bu yöntemle hükümetin uyumlu olması zordu ancak kurucu bir mecliste kuvvetler birliği yetkisi olan bir mecliste de bir o kadar zorunlu bir yöntemdir . 

İşte 28 Ekim 1923 gecesi bu sistemin yarattığı bir buhranda yaşandı . Aslında buhran demek ne kadar doğru şüpheliyim . Çünkü 23 Ekim günü Ali Fuat Paşa , Mustafa Kemal in isteği üzerine 2. Meclis Başkanlığından istifa etmiştir .

 

Yani Mustafa Kemal satranç masasını kuran oyunu yönlendiren kişi olmuştur . Zaten budur Mustafa Kemal ‘i farklı kılan . Onu lider yapan budur . O bir düşünce adamıdır . Bu sebeple kurduğu sistemin işlerliğini belirliyor ve değiştirilmesi gereken zamanı da o yaratıyordu .

 

Devamı için tıkla...