| | Create free blog ( Türkçe , Русский , Deutsch , Español )

Muhibbi

Yazılar arşiv 01.2009 Diğer girdiler 2009-01 resimler , videolar

Bazen Tek Bir Fotoğraf , Uzun Bir Cümledir...

Bazen Tek Bir Fotoğraf, Uzun Bir Cümledir...

 

Hayatı anlatmak için bazen uzun uzun cümleler kurmak gereksizdir . Tek bir resim aslında görülenden çok daha fazla , çok daha farklı şeyler anlatabilir herkese . İki sınav arası yine çok fazla uzak duramadım "muhibbi" den ve 13 Aralıktan bu yana çekipte telefonumda kalan fotoğrafları farkettim . Sizlerle çok fazla yazı yazmaya odaklanamadığım şu final günlerimde çektiğim altı fotoğrafı paylaşıyorum ;

13 Ocak 2009 - İzmir İnciraltı Sahili

 

 

İzmir'de 13 Ocak günü deniz alabildiğine sakindi . Hani çarşaf gibi derler ya tıpkı öyle . Onun dalgasız sakin tavrına havada ayak uydurmuş ve sisle birleştirmiş denizle gökyüzünü . Birbirinden ayırmanın güç olduğu iki mavi arasında bir tekne görünüyor fotoğrafta...

 

6 Ocak 2009 - Manisa Sabuncubeli

Yine sisli bir fotoğraf . Bu sefer yer Manisa Sabuncubeli . İçine girildiğinde araçların hızlarını 20-30km/h kadar düşürmeye zorlayan yoğunlukta bir sis...

 

 

29 Aralık ve 24 Aralık 2008 Manisa Sabuncubeli

Bu iki fotoğrafı birbirinden ayrı vermek anlamı bozacaktı . Çünkü 24 Aralık günü ufak ufak arada serpiştiren kar 29 Aralık günü Sabuncubeli'nin tepesinde çok ilginç bir görüntüye sebep oldu . Hareket halindeki araçtan çektiğim fotoğrafta çok net belli olmasada aşırı soğuktan ağaçlarında üzerinde kalan kar birikintileri buza dönüşmüştü ve ağaçlar birer buz ağaca dönmüşlerdi...

 

Son olarak Osmanı Cumhuriyeti filmini izlemeye gittiğim sıra Muro'nun arabasında çekildiğim fotoğraf :P

 

 

 

Bir Saçmalık Atmak Gerek Ortaya

Bir Saçmalık Atmak Gerek Ortaya

1950 li yıllarda bir kadın , bir tarikat kuruyor ve ben uzaydan bilgi alıyorum , benimle iletişime geçiyorlar diyor . Zamanla bu bayanın tarikatı hatrı sayılır rakamlara ulaşıyor mürit sayısınca .

 

Müritlerin genel yapısı sakin , hoşgörülü , yumuşak yüzlü insanlarmış . Çevrelerinin , siz deli misiniz yahu , uzaydan mesaj mı gelirmiş gibi küçümsemeden başlayıp aşağılamaya varan sözlerini hiç umursamazlarmış . Onları delilikle , aptallıkla suçlayanlara gülüp geçerlermiş .

DEVAMI İÇİN TIKLA

 

Gel zaman , git zaman toplantılarına katıldıkları kadın uzaydan geldiğini iddia ettiği çok önemli bir mesaj olduğunu söyler ve mesajı müritlerine okur . "Falanca tarihte Türkiye'de çok büyük sel olacak , adeta Nuh Peygamberin zamanında ki tufanın bir eşi olacağı ve bu tufandan sadece bahsi geçen tarikata inananların kurtulacağını" bildirir . Müritler bu mesaja daha öncekilere de olduğu gibi inanırlar , evi barkı arabayı neleri varsa her şeylerini satarlar . Nasıl olsa tufan olacaktır ve dünyadan gideceklerdir . İkinci bir mesaj daha geliyor , o gün üzerlerinde asla metal bir eşya olmaması bildiriliyor . Tarikat mensupları iyice havaya giriyor ve hazırlıklarını on sürat o güne kadar bitiriyorlar .

 

Bahsi geçen gece saat 2 de olacaktır tufan . Bu vakte kadar o müritler oldukça sakin , nahif , insanlar olmaya devam etmişlerdir . Söylediklerine herkesin dalga geçmesini önemsemişlerdir. Çünkü onlar adeta birer kuş olacaklar , uzaylılar onları uçuracaklardır (!)

 

Gün geliyor , saat geliyor fakat ne tufan olmuştur nede uzaylılar gelmiştir . Müritlerde büyük bir çöküntü , büyük bir hayal kırıklığı oluşmuştur . Bu hayal kırıklığı gece saat 4'e kadar böyle devam etmiştir . Saat 4 te tarikatın başındaki kadından bir mesaj gelir . Uzaydan yeni havadis aldığını ve tufanın onlar sayesinde gerçekleşmediğini , onlar gibi insan var oldukça dünyada bir daha hiç büyük felaket olmayacağını bildirmişlerdir . Onlar dünyayı kurtarmışlardır . Çünkü onlar samimiyetle inanmışlardır .

 

Müritler birden coşku ile sarılırlar , havalara uçarlar . Kendilerini kahraman gibi görürler . Ancak onlarda bu olaydan sonra bir değişim gerçekleşmiştir . O sakin , hoşgörülü insanlar gitmiş , davalarını başkalarına anlatırken sinirlenen , hoşgörüsüz ,hırçın insanlar yerlerine gelmiştir . Çünkü onlar düşünüyorlardır ki uzaylılar vardır ve onlar inandıkları için dünya kurtarılmıştır .

 

Sosyologlar bu durumu kadının ilk mesajından son anına kadar çok yakında takip etmişler ve yaşanılacak hayal kırıklığının sonuçlarını merakla izlemişlerdir . Elde edilen sonuçlar 2000 li yıllara gelen dünyamızda halen gerçekliğini korumaktadır . İnsanları bir şeye inandırmak için bir başkasının da ona inandığını söyle , aynı şekilde oda başkasına . Oluşan kitle ile artık saçma bir fikir dahi tartışılmaz bir gerçek olabilmektedir .

 

Büyük bir saçmalık ortaya atmak ve o saçmalığın büyük hayal kırıklığını ve o hayal kırıklığının tekrar doğru olduğuna inandırmak için yapılan mücadele sonucunda elde edilen inanç , doğru olduğu söylenilen bir bilgiyi söyleminizden daha da etkilidir . Çünkü basit mürit zihniyeti üzerinde mücadele ettiği , inandığı bir düşüncenin bir süre sonra boş çıktı , fos çıktı diyemez . Kendini inkar edemez . Düşüncelerinin yanlış çıktığını ve hata yaptığını kabullenmek büyük bir ruh kabiliyetidir .

 

Bu sebeplerden dolayı gelişmemiş toplumlarda , ideolojik çatışmalar olmaktadır , siyasi kutuplaşmalar olmaktadır , düşünce ifadesi güçleşmektedir ve sorunları aşılamamaktadır . Okuduğum gerçek yaşamdan alınma bir yazıdan yola çıkarak yazdığım bu yazı ile Türkiye gündemini çözmeye , anlamaya yardımcı olabilmektir amacım...

 

(Sınav dönemine giriyorum , sınavlardan sonra tekrar görüşmek dileğiyle...)

Zavallı Niagara

 Zavallı Niagara

Yeni yıl dileklerimiz olsun , muhibbi'ye yazdığımız neredeyse her yazıda olsun ve muhibbi tabelasında (banner) hayat güzeldir dedik hep . Öyle olduğu için değil . Bir polyannacılık yapıpta dandik bir içerikle değil saçmalamak değildi amacımız . Tam tersine hayat alabildiğine b.ktan sen bir farklılık yarattı mesajımız .

 

Dünya susmuş , zalimleri haklı çıkarmaya çalışırken , yurdunda yoksulluk işsizlik almış başını yürürken , İstanbul'da bir grup sözüm ona aydın ki aslında bence yurduna bir eser vermemiş insanlar topluluğu neye hizmet ettiklerinden habersizken , siyasi arena seçim için karman çorman o ona sövüyor öteki onun açığını buluyorken , zaten bunlara her yerde rastlanabilirken farklı bir ses olmak biraz olsun gönüllere güzellik yansıtmak için çok farklı bir konudan bahsetmek istiyorum .

 

Ancak yinede son olarak Gazze'de içler acısı , yürekleri burkan hain saldırıları lanetliyorum ve dünyanın insanlığını hatırlamasını umut ediyorum .

 

Konum yer yüzündeki bir cennetin resmi adeta . Buralardan çok uzakta Arjantin ve Brezilya'nın arasındaki dünyanın en mükemmel görüntülerinden . Televizyondaki bir belgesel programında denk geldim ve küçük internet araştırmasından sonra huzurlarınıza getirdim . Görme imkanımız zayıf olsa da fotoğrafları dahi ferahlık veren bu yerin adı Iguaçu . Iguaçu, (Portekizce yazıldığı gibi, İspanyolca Iguazú) 1.320 km uzunluğunda İsmi Yguazu kelimesinden (Eski yerlilerin dili olan Guarani dilinde Büyük su) gelir.

 

Iguaçu'nun en ünlü özelliği, nehrin döküldüğü yerin birkaç kilometre öncesindeki şelaleleridir. Şelaleler de aynı şekilde tam sınırda bulunur. Büyük kısmı, görkemli "Şeytan Gırtlağı" 'na geçiş imkanının da bulunduğu Arjantin kısmındadır. Ama insan, şelalelerin etkisini Brezilya tarafından daha iyi hisseder. Toplam genişliği 2700 m olan Iguaçu Şelaleleri'nde, ortalama 1.700 m³/s, uzun yağışlardan sonra ise 7.000 m³/s su, iki basamak halinde 75 metreden dökülür.

 

Bu doğa güzelliğini, Álvar Núñez Cabeza de Vaca 1542 yılında keşfetmiştir. Eleanor Roosevelt bu nefes kesici doğa mucizesine baktığında, ağzından su iki kelime dökülmüş:

 

"Poor Niagara" (Zavallı Niagara)

 

Her iki tarafı da kapsayan milli park 1984 yılında UNESCO tarafından "Dünya mirası" listesine alınmıştır.

 

 

 

 

 

Hatırımda Kalanlarla 2008 Özeti

Hatırımda Kalanlarla 2008 Özeti

 Spor

 

 A Milli futbol takımımız,2008 Avrupa Futbol Şampiyonasında yarı finale çıkarak göğsümüzü kabarttı.Galatasaray,Feldkamp’ın istifasından sonra teknik direktörsüz kaldığı son altı haftada altyapı antrenörü Cevat Güler yönetiminde altıda altı yapıp şampiyonluğa  imza atarak, taraflı tarafsız herkesin alkışını hak etti.Fenerbahçe’nin Avrupa Şampiyonuİspanya’nın hocası Aragones ve aynı takımın oyuncusu İspanya gol kralı Guiza’yı getirmesi,yılın transfer bombalarıydı.  Futbol federasyonu başkanı Hasan Doğan,kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.2008 Pekin Olimpiyatlarında Türkiye,1 altın,3 gümüş,4 bronz madalyayla hayal kırıklığı yaşattı.(Ata sporumuz güreşte yarışarak bize tek altın madalyamızı kazandıran  Dağıstan’lı Ramazan Şahin’in Türkçe bilmemesi de enteresandı.) Milli takımlar teknik direktörü Fatih Terim’in spor yazarı Osman Tamburacının bıyıklarına ve Beşiktaş başkanı Yıldırım Demirörenin Merkez Hakem Komitesi başkanının annesine ettiği küfürler de futbolu renklendirdi!

Siyaset

Kemal Kılıçdaroğlu,girdiği tartışmalar ve gündeme getirdiği yolsuzluk iddialarıyla 2008’e damgasını vuran bir fenomen haline geldi,insanlar canlı yayınlanan bu tartışmaları maç izlercesine heyecanla seyretti.CHP’nin çarşaf açılımı,gündeme damgasını vurdu,AKP ve MHP’nin Alevi açılımı da çok tartışıldı.AKP’ye açılan kapatma davası ve Ergenekon davası,günlerce konuşuldu.Tunceli Bağımsız milletvekili Kamer Genç’in mecliste AKP’li vekillerce dövülmesi,bana göre yılın skandalıydı.Yine DTP’ li Sırrı Sakık’ın CHP milletvekili Mevlüt Aslanoğlu’na attığı yumruk da bir diğer ayıptı.Meclis Başkanının,PKK'lı terörist eşi Kuzey Irak'ta dağda bulunan  DTP’ li milletvekili Fatma Kurtulan’a eşli   yemek davetiyesi göndermesi de bize özgü trajikomik bir durumdu. Doğan Grubunun yayın organlarının Almanya’da süren Deniz Feneri davasını gündeme getirmesinden sonra Başbakan’ın Doğan medyasına boykot çağrısı,gündeme damgasını vurdu.Ermenilerden özür diliyoruz kampanyası ve CHP milletvekili Canan Arıtmanın Cumhurbaşkanın annesinin Ermeni olduğunu iddia etmesi de çok tepki çekti.Aktütün karakoluna PKK’lı teröristlerce yapılan baskın sırasında golf oynayan Hava Kuvvetleri komutanı,yoğun eleştiri aldı.

Ekonomi

 

Yüzyılın en büyük krizi denilen,1929 krizine benzetilen  küresel ekonomik krizde büyük Amerikan şirketlerinin batması dünyayı sarstı.

 Dünya

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Gürcistan devlet başkanı için onu hayalarından asarım demesi,Amerikan başkanı George Bush’a Irak ziyareti sırasında Iraklı bir gazeteci tarafından atılan,’’Hamdolsun teğet geçen’’ ayakkabı da 2008’in en çok konuşulan olayları arasındaydı.Siyah beyaz ayrımının yıllarca yaşandığı ABD’de ilk kez bir siyahinin başkan seçilmesi,Bush yönetiminden bıkan dünyayı umutlandırdı.Kosova,Sırbistan’dan ayrılarak bağımsız devlet oldu.Anarşi ve demokrasi kavramlarının doğduğu Yunanistan’da 15 yaşındaki bir gencin öldürülmesiyle başlayan anarşist olaylar,dünya kamuoyunu uzun süre meşgul etti.Pakistan’da  1999 yılında yönetimi kansız bir darbeyle ele geçiren Pervez Müşerref,istifa etti.49 yıldır Küba devlet başkanlığı yapan Fidel Castro,hastalığından dolayı yönetimi kardeşi Raul Castro’ya bıraktı.  

Müzik

 

Eurovision şarkı yarışmasında ülkemizi temsil eden Mor Ve Ötesi,7.oldu.Ülkemizi 2009’da ise Hadise’nin temsil etmesi kararlaştırıldı.Emre Aydın,MTV Müzik Ödüllerinde Avrupa’nın en sevilen sanatçısı ödülünü aldı.

Sinema

Can Dündar’ın Mustafa filmi,yarattığı filmin ötesine geçen derin tartışmalarla ve Can Dündar’a Atatürkçü düşünce derneğinin açtığı davayla uzun süre gündemde kaldı.Recep İvedik,Muro,Arog,Issız Adam ve Osmanlı Cumhuriyeti de aynı yıl içinde vizyona giren diğer filmlerdi. 

Güncel

Vakit yazarı Hüseyin Üzmezin 14  yaşında bir kız çocuğuna yaptığı cinsel istismar ve adli tıbbın verdiği psikolojisi bozulmamıştır raporu sonucu serbest kalması çok tartışıldı.Manken Aysun Kayacı’nın bir çobanın oyuyla benim oyum nasıl bir olur demesi, çobanları incitti.Okan Bayülgenin siyasi mizah neden yapılmıyor sorusu da yıllardır bilinen bir gerçeğin geç de olsa gündeme getirilmesiydi.Hülya Avşar,TMSF ile mahkemelik oldu. 

Kayıplar

Büyük şair Fazıl Hüsnü Dağlarca,şair İlhan Berk,dünyaca ünlü opera sanatçımız Leyla Gencerin,şarkı sözü yazarı Aysel Gürel'in ve son iki istiklal gazimiz Mustafa Şekip Birgöl,Yakup Satarın ölümleri çok üzdü.

Görünmeyen Cazibe

GÖRÜNMEYEN CAZİBE

     Parfümün tarihi oldukça eski,günümüzden yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanıyor. O dönemde Mısırlılar,  güneş tanrıları Ra için tüm gün boyunca kokulu otlar yakarlarmış. Günlük hayatlarında ise kokulu yağlar ve pomatlar kullanırlarmış.

  Çağdaş niteliklere sahip ilk parfüm ise 1370 yılında, güzelliğiyle ünlü Macar kraliçesi Elizabeth’e armağan edilmiş ve adına “Macar Suyu” denilmiştir.

DEVAMI İÇİN TIKLA

O dönemde 25 yaşındaki Polonya kralı kendisine evlenme teklifinde bulunduğunda Elizabeth’in 72 yaşında olması, durumu açıklamaya yetmektedirJ  Macar suyu bugün hala üretiliyor.

17. ve 18. yy’larda parfüm endüstrisi oldukça gelişmiş ve Fransa’nın Grasse bölgesi parfüm endüstrisinin kalbi haline gelmiştir. 20.yy’dan itibaren ise parfümler artık sanat eseri haline gelmiş ve kişiliğin bir göstergesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

  Evet, bir kadının görünmeyen ama en etkili silahıdır parfümü. Eğer iyi bir seçim yapılmışsa, kişiliğini yansıtır. Ancak kişiliğini yansıtacak doğru parfümü bulmak, bu kadar geniş bir koku yelpazesi içinde kolay değildir, biraz zaman alır.İşte size parfüm alırken dikkat etmeniz gereken bazı yöntemler:

·       Bir parfüm almanın doğru zamanı sabah saatleridir. O süreçte koku alma duygusu uyanıktır ve gündelik kokular henüz havaya karışmamıştır. Ancak yinede burun çok kolay yorulmakta ve 3 kokunun ardından ayırt etme yeteneğini yitirmektedir. Uzmanlar koku duyumuzu yeniden tazelememizin en etkili yolunun taze kahve kokusu olduğunu belirtiyor. Kahve aroması diğer tüm kokuları etkisizleştiriyor ve sonraki seçimlerin için sana fırsat yaratıyor.

·       Parfümün en ideal sürülme zamanı ise duş sonrasıdır. Hızlı kan dolaşımı nedeniyle oluşan vücut ısısı, kokuyu cilde daha kalıcı bir şekilde hapsediyor. El bileğine sürülen parfüm ise kısa sürede koku kimliğini kaybediyor. Kokuyu havaya sıkıp, ardından oluşan koku bulutunun altına girmek de etkili bir yöntem!

·       Kokunun kalıcılığının uzatan en etkili vücut bölgeleri ise; şakaklar, iki göğüs arası ve kol içleri. Bu bölgelerde kan damarları cilde çok yakın olduğu için, daha sıcaktır.Bu da kokunun cilde mükemmel bir şekilde hapsedilmesini sağlıyor. Kulak arkasına sürülen koku ise hiç tavsiye edilmeyen bir durum.            

·       Aydınlık, sıcak ve nemli ortamda duran parfümler, parfümün ömrünü kısaltmaktadır. En iyisi, kapağı kapalı şekilde nemsiz ve karanlık bir yerde, mesela dolap veya çekmecede muhafaza edilmesidir.

·       Parfümler alkol, biz dizi aromatik yağ ve sudan oluşmaktadır ve her ten tipine göre ciltte farklı reaksiyon gösterir. Aynı koku, bir tende ağır dururken, bir tende hafif kalabilir.

·       Koku değiştirmek için duş almak zorunlu değildir. Parfümler sürüldükten 4 saat sonra etkilerini önemli ölçüde yitirdiklerinden, 4 saat sonra farklı bir koku sürülebilir.

·       Genel kural; bir parfümün alkol oranı ne kadar fazlaysa, kalıcılığı da o kadar uzundur. Ancak düşük alkol oranına sahip parfümlerin en geç 6 ay içinde tüketilmesi gerekir. Eau de parfum ve Eau de toilette, alkol oranı yüksek kokulardır. Eğer koku ve renk değişmişse mutlaka atılmalıdır!

·       Parfümün kalıcılığı, cilt tipiyle yakından alakalıdır. Kuru ciltler, yağlı cilt gibi kokuyu uzun süre muhafaza edemez. Bu yüzden parfüm denerken, cildin küçük bir bölgesine hafif yağlı ve kokusuz vücut losyonu sürüp, parfümü bunun üzerine sıkmak daha sağlıklı sonuç almanızı sağlar.

MUTLU YILLAR!

MUTLU YILLAR!

 

  Kısaca bir aradan sonra, yeni yılın ilk gününde yazdığım yazımda ilk olarak 2009’un bize önce sağlık, sonra da barış ve mutluluk getirmesini temenni ediyorum. Ama daha yılın ilk gününde yaşadıklarımıza bakılacak olursa, biraz zor görünüyor bu dediklerim.

  İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz dolayısıyla bu seneki yılbaşından, eskilerde olduğu gibi tat alamadım.Çoğu aile gibi biz de evde yılbaşı gecesi geçirenlerdeniz.Dolayısıyla tüm aile bir arada olsa da, televizyon geceye eşlik eden en önemli faktördür yılbaşı gecesini evlerinde geçirenler için.Ben bu sene televizyonda kayda değer hiçbir yılbaşı eğlence programına rastlayamadım.Daha 21 yaşımda olsam da eskiden diyeceğim; eskiden her gün televizyonda görmediğimiz değerli sanatçılar sadece o gece çıkarlar ve özel konserler verirlerdi.Ancak o kişiler her gün televizyonda görmeye alışık olduğumuz,yüzü eskiyen kişiler olduğu için ve biraz da ekonomik sebeplerden olsa gerek,yılbaşı programlarının hiç tadı yoktu maalesef.

  Hepinizin bildiği gibi, tüm dünyayı üzen bir sebep daha var bu yılbaşını buruk geçirmemize. O da Gazze’de  ölen yüzlerce masum insanlar. Birçok yerde İsrail’e söven protestolar gerçekleştirilse de, bu hiçbir zaman fillerin dövüşmesini durduran bir faktör olamamıştır, olamayacaktır. Olan, ayakları altında ezilen çimenlere olacaktır.Oradaki insanlar savaş, açlık ve ölümle pençeleşirken aynı zamanda insanların vur patlasın çal oynasın eğlenmesi ne acıdır…

  Son olarak ülkemizden gelen bir kötü haberle daha yıkıldı Türkiye yeni yılın ilk sabahında. Ankara’da yılbaşı eğlencesi için aynı evde toplanan ve doğalgaz kaçağı yüzünden 7 gencecik insanın hayatının son bulmasına neden olan faciadan bahsediyorum. İhmalkarlığın sonucunun ne kadar ağır olabileceğinin çok iyi bir örneği.20’lerini bile göremeden sönen 7 hayat ve insan hayatı bu kadar ucuz mu dedirten bir olay.Ne denebilir ki?

  Şimdi hepinize mutlu yıllar!