| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Muhibbi

Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

Kıl Olduğum Öğretmen Tipleri

Kıl Olduğum Öğretmen Tipleri

 2 haftalık yoğun bir sınav döneminden çıktım,bir de tam sınav haftası ağır bir soğuk algınlığı geçirdim,neyse ki sonuçları iyi geliyor,bu sene okulum bitecek gibi,okul hayatım boyunca sinir olduğum öğretmen tiplerini sınıflandırıp kategorize etmek,stresimi atmak istedim.

  1. Arkadaşlar nasılsınız diye  derse başlayan öğretmen tipleri: Sen,benim arkadaşım mısın,senle çay içmişliğimiz,tavla oynamışlığımız,sohbet edip dert paylaştığımız  var mıdır?Nasıl olduğumuza gelince;sınıfta bir sürü kişi var,her birimiz sana nasıl olduğumuzu nasıl anlatalım?Kimimiz iyiyiz,kimimiz dertliyiz,sürümüyüz,birlikte hareket edeceğiz biz aynı anda iyi ya da kötü olacağız.
  2. Bunları biliyorsunuz diyerek ders anlatan öğretmen tipleri:Biliyorsak niye anlatıyorsun bu bir,ikincisi; doğrusu hiçbir b.k bilmiyoruz,bilmediğimizi sen de biliyorsun,papağan gibi ezberleyip sınava giriyoruz,sınavdan sonra unutuyoruz.
  3. Derste bir sürü Arapça,Farsça,İngilizce,Latince sözcükler kullanıp bunların Türkçe anlamlarını söylemeyen öğretmen tipleri:Bunların sınavlarda kullandıkları kelimeleri anlayana kadar sınav süremiz biter.
  4. Saçları dökük olan,bu yüzden bir tutam saç,azıcık jöle görse takan,saçı kesmeye kalkan müdür yardımcıları:Ben yürü de ense tıraşını görelim lafının bunlardan çıktığını düşünüyorum.Bunlar tarafından kısacık saçımın bile kestirildiği olmuştu,hatta annem bir gün kesmeye kalkıp beni besleme çocuklar gibi tıraş etmişti,ertesi gün müdür yardımcısı enseme bakıp ‘’sen saçını kesmemişsin’’ demişti,aynı gün berbere gidip berbere saçımı annem kesti demeye utandığımdan müdür yardımcısı kesti demiştim,berber şerefsiz herif diyerek adamın baya günahını almıştı.
  5. Kendi yazdığı kitabı satmak için doğru dürüst ders anlatmayan,kitaptan okursunuz diyen,her sene aynı kitabın yeni baskısını satmak için sistem değişti palavrası atan  öğretmen tipleri:Her şeyi kitaptan okuyacaksak sen necisin, derse niye giriyoruz o zaman.Bunların çoğu profesördür,derste ders dışında her şeyden bahsederler ama ders anlatma yetenekleri yoktur,bazıları cümle bile kuramaz.
  6. 2.5 saat ders anlatıp,söylediklerimizi özetleyelim,bu ana kadar anlattığımız şeyler önemli değil,bundan sonra söyleyeceklerim önemli diyen öğretmen tipleri:Madem özetleyecektin,2.5 saatimizi niye çaldın be adam baştan özetleseydin,önemsiz dediğin konuları aylar boyunca niye anlattın o zaman?
  7. Kendi ders anlatma yeteneksizliklerini eğitim sistemine bağlayarak sığınmaya çalışan,sürekli eğitim sisteminden şikayet eden öğretmen tipleri:Tamam kabul ediyorum,ezberci, kötü bir eğitim sistemimiz var haklısın hocam da, sen de bu sistemin parçasısın,düzeltmek için ne yaptım? Eğitim sistemi sana ezber sor demiyor,yorum sormana,bizi yoruma,düşünmeye sevk etmene eğitim sistemi mani olmuyor.Sen doğru dürüst dert anlat,ondan sonra müfredattan,eğitim sisteminden şikayet et.
  8. Son servisin akşam 9.30da olduğunu bilmesine rağmen dersi 9.30ta bitirmeyen   öğretmen tipleri:Bunlar servislerinizle konuşun diyor ama bir sınıf için hiçbir servis, programını değiştirmez.Rahibelerden, hosteslerden, öğrencilerin kıyafetlerinin renginden,okulun bilmem ne analizi,planı  olmayışından,bu gibi dersle ilgisiz abuk sabuk bir çok konudan dakikalarca uzun uzun bahsederler,  ders zamanında bitmez,servis gider.Bunlar yüzünden buz gibi soğukta otostop çekip, uzun süre beklemişliğim var.
  9. Sınıfın çoğunu bütünlemeye bırakıp,bütünlemede hepsini geçiren öğretmen tipleri:Geçirdin sağ ol ama madem geçireceksin,niye bu kadar uğraştırıyorsun,zamanımızı alıyor,yol parası harcatıyor,tatilimizi öldürüyorsun, tamam sınav kağıdı kötüyse bırak ama finalde esirgediğin beş puanı bütünlemede veriyorsun,bütünleme sınavında kağıdım finale göre daha kötü olmasına rağmen geçiriyorsun.Bütünlemeye bırakmaktan sadist bir zevk mi alıyorsun yoksa bütünlemeye bıraktığın öğrenci başına para mı alıyorsun?
  10. Üniversitede Türk Dili,Matematik gibi derslerden bırakan öğretmen tipleri:Edebiyat bölümü ya da matematik bölümü olsa ya da öğrenci hiç çalışmıyorsa haklı ama sen zorla roman okutup özet çıkartamazsın ya da zorla elemanter satır işlemlerini öğretemezsin.Benim babam emekli matematik öğretmeni o bile anlamadı elemanter satır işlemlerinden.
 

Yukarıda sıralayıp saydığım öğretmen modelleri ile  başöğretmenimizin dediği fikri hür,irfanı hür,vicdanı hür nesiller yetişir mi?!

 

VALİ

VALİ

Politik sinemanın ülkemizde aslında sevilen bir tür olduğuna inanıyorum .

 

Deli Yürek Bumerang Cehennemi

 

Kurtlar Vadisi Irak

 

VALİ

 

Şuan için aklıma gelen politik sinemalarımız benzer hedefe yönelik kurgulanmış olsa da VALİ yi diğer iki filmin konusundan

DEVAMI İÇİN TIKLA

ayıran en önemli fark bir devlet görevlisinin aslan yürekli çıkmasıdır . Küresel sermayenin azgınlığına , ülkesinin menfaatlerini , canı pahası savunan Vali rahmetli Recep Yazıcıoğlu ‘nun hayatından kurgulanmış . Yaşamı boyunca halk tarafından gerçekten değeri bilinmiş olan Yazıcıoğlu görevi süresince bu kadar gizli servis çatışmaları arasına düşmüş müdür bilemiyorum (ki düştüyse de zaten bilemeyiz)  ancak biliyorduk ki Vatansever bir valiydi . Allah mekanını cennet eylesin...

 

Sinemada izleme fırsatım olmadı bilgisayardan izledim , bazı yerleri kaçırdım kayıttan dolayı ,  ancak  film bu tarzdan hoşlanan herkesin beğenisini toplayacaktır . Özellikle son sahnesi gayet başarılı .

 

 Filmde ilgimi çeken birkaç nokta :

 

Vali İsmet Paşa'nın bir sözünü dile getiriyor . "Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur"

 

Yabancı gizli servis ajanı "Siz Türklerin en sevdiğim yanı her şeyi çabuk unutmanız" demesi . Bu konuda bir araştırma yapıldığını duymuştum 28 günde en acı olayı dahi unutuyormuşuz .

 

NOT : Unuttuğumuz vatanperver devlet adamlarımızdan biride Gaffar Okkan . 24 Ocak 2001 de aynen Recep Yazıcıoğlu gibi yitirdiğimiz bir değerimizdir . Vali filmi ile beraber bu tarz filmlerden hoşlananlara Bumerang Cehennemi filmini de öneririm . 

 

NOT 2: Ulusal bilinçteki unutkanlıkla baş etmenin en kolay yolu okumaktır . Filmler birer sanat eseri olup hiçbir zaman derinlemesine bilgi içermemektedir...

Etti Olgaç Bez Getir !!!

Etti Olgaç Bez Getir !!!

 

 

Gelde Anlat Atilla Olgaç'ın Barbar Değil Gerzek Türk Olduğunu Rum'a

 

-Vurduğunuz mu ? ( Kadın dünyada ilk kez birinin öldürüldüğünü duyar gibi şaşkınlıkla sorar)

 

- Evet onunu birden . 19 dokuz yaşındakinin elleri bağlıydı (Mağrur bir ifadeyle)

 

- Bişey dediler mi ? ( Karşısındaki Türkçe konuşuyor sanki de  anlayacak olgaç )

 

- Suratıma tükürdü bende kafasına sıktım

 

gibi gibi devam ediyor program . Yada buna çok benzer cümlelerle oluştu bu anlamlar . Ama tıpkı böyle bişeyler anlatmış olgaç . Televizyona çıkmış , hala kurtlar vadisi'nde ki kılıç rolünü üstünde taşırcasına fiyaka yaparak sunucu hatunlara bunları dedi .

 

Aslında çoğumuza yabancı değil bu sallamalara . Alışkınız milletçe , askerde patates soyarak 15 ay tamamlayıp buraya bazukalı fotolarını yollayanlara . Rum köpürüyor , yunan köpürüyor . Kırmızı bülten çıkarmaya kadar vardırmayı planlıyorlarmış . Ahmet , Mehmet anlar senin caka yapmaya çalışmanı da Rum'a nasıl anlatıcaz basit bir gerzeklik olduğunu bunun ?

 

Etti olgaç bez getir....

Muhibbi Varolduğundan Beri O Buradaydı...

 Muhibbi Varolduğundan Beri O Buradaydı...

 

Onun resmi muhibbi'nin ilk gününden beri bizimle .

 

Adam gibi adamdı . Şimdiki "gazeteci" takımından başkaydı .

 

Korkaklar bin kere cesurlar bir kere ölür dedi...

 

Korkmadı yürüdü karanlığın üstüne .

 

Farklıydı o herkesçe . Dik duruyordu korkmadan her şeye .

 

Araştırmacı gazeteci dediler ona . Ama hak etti de bu sıfatı . Kaç kişiyi anlatır kağıt üzerine bırakılmış bir gözlük resmi...

 

Namussuzlar şerefsizler vurdular , öldürdüler sandılar ya onu , bilemediler ki düşünenlerin düşünceleri unutulmadıkça  ölmezler... 2009 un 24 Ocak'ın da içimiz burkularak andık onu .

 

Tam Bağımsız Türkiye ,

 

Anti Emperyalist Türkiye ,

 

Onurlu başı dik Türkiye

 

Yani Uğur Mumcu gibi Türkiye diyerek...

 

(İzmir Sabancı Kültür Merkezinde ki anma töreni görüntüleri videomuzdadır...)

 

 

Vuruldu Ey Halkı,Unutma Onu!


Vuruldu Ey Halkı, Unutma Onu!

16 yıl önce bugün arabasında alçakça bir bombalı saldırıya kurban giden yürekli gazeteci Uğur Mumcu,vurulduk ey halkım unutma bizi adlı manifesto gibi yazısının sonunda şöyle sesleniyordu:

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi. Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi. Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi..

unutma bizi...

Uğur Mumcu öldüğünde yedi yaşındaydım,yaşım gereği yazılarını okuyamadım,ama fikirlerini,görüşlerini öğrendim,bulduğum yazılarını elimden geldiğince okumaya çalıştım. Onun en sevdiğim sözü ‘'bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar'''  sözüdür.''Katiller düzeni ve hırsızlar demokrasisi'' sözü de onun bir yazısında geçer,sloganlaşmıştır.

Sakıncalı Piyade adlı kara mizah örneği kitabını gülerek, keyifle okumuştum.Aslında bu kitaptan alıntılar yapacaktım,ama kitabı bulamadım.Bu kitapta 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle orduya hakaret etmek, sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak suçunu işlediği iddiasıyla hapis yattığı dönemde ve daha sonra sakıncalı piyade eri olarak askerlik  yaptığı dönemde başından geçen trajikomik olayları anlatıyordu.Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa türküsünde geçen sağdan sola soldan sağa al da bayrağı düşman üstüne bölümünü yazdığından dolayı;soldan sağa

bayrak sallıyor,sınıf tahakkümü kurmaya çalışıyor diye suçlandığını bu kitabında yazmıştı.Bu kitabında en komik bölüm,anayasayı tagyir,tebdil ve ilga etmekle suçlanan bir köylünün,‘'biz öyle bir şey yapmayız,yapmışsa şehirliler yapmıştır demesiydi''.Daha sonra neden içeride yattığını soran bir mahkuma ‘' anayasayı tangır tungur etmişiz'' demiş olması da beni çok güldürdü.

Uğur Mumcunun Mehmet Barlas' la,Çetin Altan ve oğullarıyla olan tartışmaları da Hasan Cemal'in Cumhuriyeti çok sevmiştim kitabında okumuştum,kitapta altını çizip,küçük notlar aldığım bölümlere bugün bir daha baktım.Uğur Mumcu,Çetin Altan'a beynini içki şişesinde yemiş Marksist dönek,oğullarına liberal tosunlar;Mehmet Barlas'a hoş Memo,boş Memo,liboş Memo demiş,onlar da onu Mitçilikle,muhbirlikle,ajanlıkla suçlamış.Uğur Mumcu,yazısını bir türlü bitiremeyen Hasan Cemal'e ‘'senin ittihatçı deden(Cemal Paşa) bu süre içinde darbe yapardı diye takıldığını da bu kitapta okudum.Hasan Cemal'e silah taşıyoruz ama ne işimize yarayacak demiş,maalesef işine yaramadı.Yakınlarının koruma tut önerilerine rağmen koruma tutmamış.

Uğur Mumcunun Nazlı Ilıcakla tartışmaları da baya hararetli olurmuş.   Uğur Mumcu ve eşi Güldal hanım, evliliklerinin ilk yıllarında bir toplantıda Nazlı Ilıcak'la karşılaşırlar. Güldal Mumcu'yu ilk kez gören Nazlı Ilıcak, Uğur Mumcu'ya döner, "Eşiniz pek güzelmiş" der.
"Evet" der Uğur Mumcu, "İşin güzelini siz sağcılar seçiyorsunuz, bize de eşin güzelini seçmek kalıyor!"

Bugün Uğur Mumcu cinayeti  hala aydınlatılamadı,açıklayacağı belgeler derin devleti mi rahatsız etti,yoksa irticai örgütler mi öldürdü?Bu soru işaretleri hala kafalardan silinmedi.Mehmet Ağar,Güldal Mumcu'ya bir tuğla var,çekersem duvar yıkılır dediğinde Güldal Mumcu,''yıkın o zaman bu duvarı'' deyince,''yapamam Güldal'' demiş,evet o duvar hala yıkılamadı.O duvarın altında kalmaktan korkuldu.

Susurluk ve Ergenekon ilgisiz kişi ve olaylarla sulandırılmaktayken Uğur Mumcu,devlet içindeki çeteleri,çetelerle ilişkisi olanları bugün yaşasaydı belgeleriyle açıklardı.

Tükenmez,insanlarda sevgi,

Tükenmez ,insanlarda gerçek,

Ve sakıncalı da olsa gelecek

İnsanların güzel günleri!...

Uğur Mumcu

Bu yazıyı yazarken Selda Bağcan'ın hafızama yerleşmiş  türküsünü hüzünle dinliyorum,uğurlar olsun diyorum.

Selda Bağcan - Uğurlar Olsun

Bir Pazar Sabahıydı Ankara Kar Altında
Zemheri Ayazıydı Yaz Güneşi Koynunda
Ucuz Can Pazarıydı Kalemim Düştü Kana
Zalımlar Pusudaydı Bedenim Paramparça
Ucuz Can Pazarıydı Kalemim Düştü Kana

Uğurlar Olsun Uğurlar Olsun
Hüzünlü Bulutlar Yoldaşın Olsun
Bir Keskin Kalem Bir Kırık Gözlük
Yürekli Yiğitlere Hatıran Olsun

Çevirdim Anahtarı Apansız Bir Ölüme
Şarapnel Parçaları Saplandı Ciğerime
Ucuz Can Pazarıydı Kan Doldu Gözlerime
İsimsiz Korkuları Katmadım Yüreğime
Bembeyaz Doğruları Yaşadım Ölümüne

Uğurlar Olsun Uğurlar Olsun
Hüzünlü Bulutlar Yoldaşın Olsun
Bir Keskin Kalem Bir Kırık Gözlük
Yürekli Yiğitlere Hatıran Olsun

Masal Masal İçinde - Ahmet Ümit

Masal Masal İçinde - Ahmet Ümit

 

İsminin aynısı bir kitap bu . Masal gerçektende masal içinde . Hikayeler iç içe ve her biri yaşamda insanların yaptığı hataların kaynağı olan 5 zaaftan yola çıkmış . Kapak arkasındaki yorumlarında Binbir Gece Masallarına benzetilse

DEVAMI İÇİN TIKLA

de ben ise okurken benzer hikayelerin Mesnevi'de de olduğunu anımsadım . Topu topu 84 sayfa ve ruha mesajlar içeren bu kitabı yolda , otobüste , metroda giderken dahi bitirebilirsiniz . her şeyin menfaat , çıkar olduğu yaşamımızda okunması gereken eserlerden biri . Tek kötü yanı kitabın ilk basımı 95 yılında . Bulmakta güçlük çekebilirsiniz .

 

Eline sağlık Ahmet Ümit

Zıkkımlanıyoruz

Zıkkımlanıyoruz (*)

 

*Yemek yeme eyleminin içine edilmesi durumudur

 

Dikizleme en büyük ayıp , en büyük ahlaksızlık bilindi senelerce . Hatta bu terbiyesizlik 70 li yılların furyası Aydemir Akbaş filmlerinin senaryolarının da  çıkış noktası olmuştur . Akbaşın birini dikizlemesi ardından da didiklemesi... Basit , eğitimsiz , abaza bir kesimin izlediği filmler dendi onlara . Aradan 20-25 yıl geçti BBG gösterildi haberlerde bakın Almanlarda böyle bir program var dendi . Hafif hafif olan homurtular yerini izledikçe alışkanlığa bıraktı . Alışkanlıkta BBG yi zirveye çıkardı Show TV de başladığında .

 

Büyük merakla acaba dikizlenen evde didiklenen olacak mı diye sabaha kadar izleyenler oldu o programı . Halk tasfiye edemedi RTÜK el koydu....

 

Ardından deneysel aşklar dönemi başladı . BBG nin tamamen duygusal evler haliydi . Ucunda para olan aşklar . Yurdum insanı bunu da izledi . Ne manyaklar çıktı o programlardan . Kafasında bardak kıranda , kendini saygın sanıp köşe bucak koşarak sonunca bir köşede ölende...

 

Laboratuar ilişkileri dönemi sona erdi şimdilerde . Şok ilişkiler başladı . Artık iyice olgunlaştı nasılsa toplum , zaman kaybetmeye beklemeye gerek yok . Çıkan kamera karşısına anlatıyor mal varlığını , varsa talibi alıp gidiyor ...

 

Yine günümüz programlarından zıkkımlanıyoruz var bide . Yemek bir kültürdür . Sofra adabı ahlakın belirtisidir bilirdik hep . "Misafir umduğunu değil bulduğunu yer"  "Yediğin içtiğin senin olsun , gördüklerini anlat" sözleri hep bu toplumun sözleridir . Ancak aynı toplum bunları unuturcasına nede çok severmiş dedikoduyu . O ona ne dedi , bu buna ne dedi ? Üzerine söylenecek çok söz olmasına rağmen hiçbir şey söylemeyince de hiçbir şeyin değişmediği türden programlar bunlar . Sadece BOŞ...

 

Televizyonda son 4-5 senedir hep ben onlar değilim yahu diye bağırttıran şeyler oluyor . Dedikoduyu seven , cüzdanı görünce aniden elektrik alan ilişkiler yaşayan , onu bunu dikizleyen programlar doldu taştı . Ötekileşme diye tartışmaların yaşandığı günümüz Türkiye'sinde çoğunluktan olmamak gerçekten güzel...

 

 


 

 

 Handelojice

  Öncelikle başlık çok güzel ve net olmuş teşekkürler
anlattığın diğer tüm tv programları hakkında söylediklerine katılıyorum ancak şu 'Yemekteyiz' programıyla ilgili söyleyecek birkaç şeyim var.Bu program reyting aldığı için okadar çok gösteriliyorki tv de,rast gelmedim görmedim diyen yalan söyler.oyüzden oldukça sık gözüme çarpıyor.Bu da tıpkı avrupa kanallarından taklit edilmeye çalışılmış ancak alakası olmayan bir program.her programda olguğu gibi bu da tamamen reyting alma amacıyla yapılmış.Avrupa'da yayınlanan orjinal yemek programında daha çok unutulmaya yüz tutmuş yöresel yemeklerin yapılması, tariflerin yarışmacılar aracılığıyla tüm ülkeye aktarılması, kültür paylaşımı, sofra adabı vb şeyler ön planda tutulmuş.yani bizdeki taklidinin tam zıddı bir amaç taşıyor! Bizde ise; saygısızlık, laubalilik hat safhada! 19 yaşındaki sadece oraya kendini göstermeye çıkmış bir kız,kendinden yaşça çok büyük olan ve evine,sofrasına gelen misafiri masasından kovabiliyor! Yapılan devasa alışverişlerden, yapım aşamasında ziyan edilenlerden, sadece puan kırmak adına "ben bunu yemem,hiç güzel değil" diyerek yenmeyip, çöpe atılan onlarca yemeklerden bahsetmiyorum bile.orda yapılan yemeklerin yüzde biri için günde 11 saat çalışan insanlar dolu bu ülke.En başta dinimiz yasak eder israfı.özellikle bu kriz döneminde,insanlar ekmek bulamazken, nimetin reytinge ve paraya alet edilmesi herşeyden önce günahtır! ama insanlar izlediği sürece, orda yarışan da ödülünü aldığı sürece hiçbir sorun yok demektir bu ülkede değilmi? olan çöpe atılan onlarca yemek olsun ne çıkar?

Geride Kalan 4 Sezonun Ardından Lost'ta En İyi Sahne...

Geride Kalan 4 Sezonun Ardından Lost'ta En İyi Sahne...
 
 
 Nihayet çok uzun bir aradan sonra Türkiye saati ile 04:00 da Lost'un 5. sezonu başlıyor . Bu dizinin bu kadar hastalık yapar derece izleyeni kendisine hapsetmesinin sırrını çözmek oldukça zor .  Ancak kesin olan birşey varki senaryo yazarları gerçekten kırık
 
Her sezon büyük bir umutla beklediğimiz soru işaretlerinin çözümünün hemen gelmesini beklemediğim gibi , bugüne kadarda elde ettiğimiz çözümlerin , aklımızda büyüttüğümüz kadar önemli şeyler olmadığını gördük hep Lost'ta .  (BKNZ :Birinci Sezon sonunda kuyunun içinde tümfilmin çözüleceğini sanırken , aklımızı daha da karıştıran şeylerle karşılaşmamız )
 
Dizi kaldığı yerde ABC 'de 5. sezonu ile devam ediyor . Ancak hem 5. sezon öncesi geçmişi hatırlamak , hemde izleyicinin gerçekten en çok hangi sahneyi unutamadığını tespit adına kanal çok hoş bir uygulama başlatmış . Her sezondan seçtiği iki kare ile oylama başlatmış . Oylama sayfasına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz ...

Güz Sancısının Anlattığı 6-7 Eylül Olayları Nedir ?

Güz Sancısının Anlattığı 6-7 Eylül Olayları Nedir ?

 

Bir film geliyor sinemalara ...

 

Reklamlarını bir çok internet sitesinde , televizyon kanalında gördüğüm bir film...

 

Evlerin yağma edildiği , sokak asfaltının görünmediği bir sokak...

 

Çıldırmış gibi bağıran ellerinde bayraklarla dolaşan bir topluluk . O filmin adı Güz Sancısı .

 

Cuma günü gösterime girecek olan bu filmin senaryosunun çıkış noktası tarihte 6-7 Eylül olayları diye bilinen bir olaymış . Aslında bilinmeyen bir olaymış . Çünkü nedir 6-7 Eylül olayları dendiğinde biline gerçekten zor rastlanan bir soru oluyor .

 

6-7 Eylül Olayları Neydi ?

  TIKLA BURAYA

365. GÜN

365. GÜN

 

 

“Gün dönüyor, durmaksızın

Seneler geçiyor, farkında mısın”

DEVAMI İÇİN TIKLA

 

 

  Bu sözler, çok sevdiğim bir sanatçı olan Yavuz Bingöl’ün “Pencereme Ay Düşse” adlı şarkısına ait. Son zamanlarda dinlediğim en iyi şarkı diyebilirim. Hüzün kokan mükemmel bir aşk şarkısı yaratmış. Dinlerken insanı içine çekip; güçsüz, savunmasız, adeta çırılçıplak bırakıyor umut etmenin karşısında. Aşkı hissettiriyor. Yazıya döküldüğünde gayet duygusuz duran birkaç cümlenin, müzikle ne kadar anlam kazandığını, nasıl duygu yoğunluğu yaşattığını şaşırarak görüyorum. Umarım hep bu duyguyu yaşatmaya devam eder bana Yavuz Bingöl…

 

   Bu şarkının beni bu kadar etkilemesinin bir nedeni de; ilk kez doğum günümde dinlemiş olmam sanırım. Bu sözler, aslında hayatın su misali akıp gittiğini ve boş geçen her saniyeden pişmanlık duymam gerektiğini hissettirdi. Ama çoğu zaman içinde bulunduğumuz zamanın değerini anlayamıyoruz.  Her an olanın daha iyisini, daha mükemmelini istemekle meşgulüz. Bu varsa elimde, şu da olsun o zaman daha mutlu olacağım diyoruz. Ama biliyoruz ki hiçbir zaman mutlu olmuyoruz. Olmak istemiyoruz! İstesek; çok çok çok daha küçük şeylerle de mutlu olabiliriz çünkü. Bunu olabildiğince unutmamaya ve şuan şu dakika mutlu olmaya çalışıyorum ama benim de tabiî ki mutlu olmayı unuttuğum zamanlar oluyor. 

 

  Bugün bir yıl daha noktalandı hayatımda. 365 günün ne kadarını mutlu geçirdim, ne kadarını mutsuz bilmiyorum. Umarım mutlu günlerim fazladır. Ne olursa olsun o günler geçti gitti ve bir daha asla değiştiremem. Bu senemde daha çok mutlu olmak istiyorum. Biliyorum ki gerçekten istersem olurum. Size de bunu tavsiye ederim. Mutlu olmayı beklemeyin, mutlu olmayı isteyin. O zaman şaşırarak göreceksiniz mutlu olduğunuzu. Çünkü mutlu olmak için çok az zamanımız var bu hayatta.