| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Muhibbi

Yazılar arşiv 12.2008 Other entries in 2008-12 resimler , videolar

NOEL VE NOEL BABA TARiHÇESİ

NOEL VE NOEL BABA TARİHÇESİ

Noel

Noel, Hz.İsa'nın doğum günü olarak kutlanan Hristiyan bayramıdır.Roma İmparatorluğunda Hristiyanlığın yaygınlaşmasıyla birlikte kutlanmaya başlamıştır.Papa Liberius,M.S 354 yılında 24 Aralık'ı 25 Aralık'a bağlayan geceyi İsa'nın doğum günü olarak ilan etmiştir.

Noel'le Yılbaşı Farkı

Noel'le yılbaşı farklı olmasına rağmen Hristiyanlar arasında da adet ve gelenekler açısından karıştırılmaktadır.Yılbaşı kutlamaları,eski Romalılardan günümüze süren 1 Ocak'ta yapılan kutlamalardır.Noel kutlamaları ise 25 Aralık'ta yapılır

DEVAMI İÇİN TIKLA

 

Noel Baba

Noel Baba,kökeni Antalya'nın Kale ilçesinde 4.yüzyılda yaşamış Hristiyan azizi Piskopos Nikola'ya dayandırılan ve çocuklara hediye getirdiğine inanılan  aksakallı,tonton ihtiyar.Noel Baba'nın Ren  geyiklerinin yükünü çektiği uçan kızağında hediyeler taşıdığı rivayet edilir.Noel Baba efsanesi,Thomas Nast'ın 1863 yılında,1822 yılında şair Clement Clarke Moore'un yazdığı  Aziz Nikola'nın ziyareti şiirinden esinlenerek yaptığı karikatürden sonra popülerleşmiştir.Asıl şöhreti ise Coca Cola'nın 1931 yılından sonra yaptığı reklamlarda kullanılan Noel Baba figürü ile yakalamıştır.Günümüzde bilinen Noel Baba da bu reklamlardaki kırmızı giysili,siyah kemerli,kırmızı başlıklı Noel Baba'dır.

Yeni Yılda Kendini Yenilemek Gerek

Yeni Yılda Kendini Yenilemek Gerek

Yeni bir yıl daha ışık hızıyla geçti.

Arkasında acı tatlı bir çok hatıra bıraktı.

Yılların silgisi yoktur,silemez geçmişi.

Yılların sihiri yoktur,gerçekleştiremez bütün dilekleri.

Yeni yılda kendini yenilemek gerek;

Tüm tabuları,dogmaları,önyargıları  2008'de bırakmak

Ve böylece kendini özgürleştirmek,

Yeni takvime ayak uydurmak...

Cefe'nin yazısında belirttiği Muhibbi ile ilgili 2010 dileklerini paylaşarak,hepinize sağlıklı,mutlu,az acılı yıllar diliyorum.

İLGiNÇ YEMEK ADLARI

  hanım göbeği ve vezir parmağı 

İLGİNÇ YEMEK ADLARI

 

 Ne garip yemek adlarımız var, hiç düşündünüz mü?Mesela hünkar beğendi,hangi hünkar beğendi? Başka bir hünkar beğenmezse adı hünkar beğenmedi mi olacak? Bu herhalde her dönemde varolan kraldan fazla kralcılıktan geliyor.

Bir de patlıcan oturtma var,patlıcanı niye oturtuyorsun kardeşim,amacım ne,nasıl bir fantezi bu,başka isim bulamadın mı?Patlıcan dedik,hünkar dedik,şu fıkrayı anlatmadan olmaz.

Hünkarın canı patlıcan çekmiş…
Yapmışlar, afiyetle yemiş ve demiş ki:
-”Şu patlıcan ne güzel sebzedir.”
Dalkavuk onaylamış:


DEVAMI İÇİN TIKLA-”Ağzınızın tadını biliyorsunuz… Öyle lezizdir ki, 40 çeşit yemeği olur, tatlısı olur, turşusu olur… İnsan yemeğe doyamaz, parmaklarını yer.”
Ertesi gün. Hünkar tersinden kalkmış…
Bir gün önce çok beğendi diye, gene patlıcan yapmışlar, sofrasına getirmişler. Kükremiş bu sefer…
-”Ne bu yahu, her gün patlıcan , bari bir şeye benzese!”
Dalkavuk atılmış hemen…
-”Haklısınız valla! Ne yemeği yemek, ne tadı tat, zaten kara kuru bir şey.”
Hünkar kızmış:
-”Sen değil miydin, daha dün, patlıcanı yere göğe sığdıramayan? Alay mı ediyorsun benle?”
Dalkavuk eğmiş boynunu…
-”Aman padişahım, yanlış anlaşılmasın” demiş, “ben sizin dalkavuğunuzum, patlıcanın değil.”

 Kıssadan hisse:Bu dalkavuklar şimdi de her dönemde olduğu gibi toplumumuzda bolca vardır,neyse biz yemeklere dönelim:

İmam bayıldı:İmam niye bayıldı?Yemek çok güzel olmuş bayıldım mı dedi,yoksa zehirlendi de mi bayıldı,çok yemekten mide fesadı geçirdi de mi bayıldı?Ayrıca imamı niye bayıltıyorsunuz!,sadist misiniz?

Bir de  erotik yemek adları var:

Vezir parmağı:Hangi vezirin parmağı ya da vezirin hangi parmağı? Bu ismi koyana vezir parmak mı atmış ya da parmağıyla ayıp bir hareket mi yapmış ,yoksa vezirin her olaya parmağını sokup dolaplar çevirdiği gibi bir mesaj mı var?Vezir parmağı yedim demek hiç hoş bir durum değil tabii,bu bir tatlı ama ismi acı!

Dilber dudağı,hanım göbeği,kadın budu köfte:Be birader fantezilerini niye güzelim yemeklere alet ediyorsun,çoluk çocuk yenecek bir yemeğe neden erotizm katıyorsun,herkesin aklı yemekte, senin ki nerede,sapık mısın?

Bu abuk sabuk yemek adlarına rağmen karnınız acıktı mı?Bakın kuskustan bahsetmiyorum bile,midelerimiz kaldırmaz! Tadı fena değildir aslında.

Açsanız hünkar beğendi tavsiye ederim,hünkar beğendiyse siz de beğenirsiniz,hadi afiyet olsun!

 Şimdi benden size hünkar beğendi tarifi:

Malzemeler:500 gram koyun eti,2 çorba kaşığı tereyağı,2 adet soğan,1 adet çorba kaşığı sirke,2 adet domates,2.5 su bardağı sıcak su,5 adet patlıcan,2 çorba kaşığı tereyağı,1.5 çorba kaşığı un,1.5 su bardağı süt,2 çorba kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri,tuz ve kekik.

Hazırlanışı:Etleri tencereye koyup,etler bıraktığı suyu çekene kadar kavurun,ardından tereyağını,küçük kesilmiş soğanları ekleyin.3 dakika daha kavurun,1 çorba kaşığı sirkeyi daha ilave edin.Rendelenmiş domatesleri,kekiği,sıcak suyu,en son tuzu ekleyerek etler yumuşayana kadar pişirin.Patlıcanları ateşte közleyin.Kabuklarını soyduktan sonra limonlu suda 5 dakika bekletin.Suyunu iyice süzün.Keskin bir bıçakla çok ince kıyın.Tereyağını bir tavada eritin.1.5 çorba kaşığı un ekleyin,sararana dek kavurun.Sürekli karıştırarak soğuk sütü ilave edin.Karışım koyulaştığında ateşten alın.İnce kıyılmış patlıcanları,tuzu,rendelenmiş kaşar peynirini ekleyin.Hızla karıştırıp servis tabağına alın.Üzerine eti koyarak servisi yapın.

Yılbaşında Neden Hindi Yenir ?

Yılbaşında Neden Hindi Yenir ?

 

Birkaç senedir kurban bayramı ile çok yakın zamana gelmesi sebebiyle hindinin pabucu dama atıldı , hele ki bu sene ekonomik krizle beraber adını anan bile yok . Ancak yine oldukça ilginç bir konudur yılbaşı ve hindinin birlikte anılması . Yılbaşı ile hindin ne alakası vardır , dünyanın her yerinde yeni yıl kutlamalarında hindi kızartması sofralarda var mıdır ?

DEVAMI İÇİN TIKLA

 

Hemen yanıtlayım Hıristiyan dünyasının Hz.İsa'nın doğumu olarak kutladığı "Noel" de sofralarında hindi bulunacak diye bir kuralları yoktur . Hatta kuralları olmadığı gibi uygulayan da pek yoktur . Bizim kendi kültürümüze ne zaman nasıl girmiştir tam bir yanıt bulamasam da bir teori üzerinden mantıklı bir sonuca ulaşabiliyorum .

 

Hindi Hıristiyan aleminde Noel de değil , şükran gününde ( 22 Kasım) kesilir . Ancak bir Hıristiyan bayramı olarak kutlanan(ki aslında dini bir bayramda değildir) bugün aynen bizim yurdumuzu da yansıtılamayacağı için bu tarihten bir ay sonrası olan ve yılbaşı mahiyetinde yurdumuzda kutlanan güne bu adeti çok sağlam bir pazarlamayla yansıtmışlar . Yani bizim yılbaşında yediğimiz hindiyi Hıristiyan alemi şükran gününde yiyor . Böylelikle dış dünyada ilgiyle karşılanan hindi pazarlaması , dini gereklilikten çıkarılıp , bir adet şeklinde yılbaşında pazarlanmıştır .

 

Peki Şükran Günü nedir ? Aslında gerçekten bir dini gün müdür ?

 

Bu sorununda yanıtı olumsuz . Dini gün gibi kutlanan bugünün tarihçesini şu şekilde araştırdığım bir kaynaktan aktarayım ;

 

"İngilizler, 387 yıl önce gemiden indiklerinde onları meraklı bakışlarla Kızılderililer karşılar, onlara yiyecek verir. Hindi avlamasını, mısır ekmesini öğretirler.

Kızılderililer´in yardımı ile yeni hayatlarına başlayan İngilizler aradan geçen senelerden sonra hayatlarını düzene sokarlar ve ilk geldikleri gün kendilerine sofralarını açan, onlara yardımcı olan Kızılderililer´e şükranlarını sunmak için İngiliz Vali William Bradford tarafından büyük bir ziyafet hazırlanır ve Kızılderililer davet edilir.

Kızılderililer´in şefi Massoit, 90 Kızılderili ile bu yemeğe katılır. O günden sonra her hasat sonrasında bu yemek geleneği sürer. Ama ilk olarak 1863 yılında Amerika´nın o dönemdeki Başkanı Abraham Lincoln, Şükran Günü´nün ulusal bir bayram olmasını meclise önerir.

Resmi olarak bu öneri bazı sebeplerden dolayı meclise taşınmaz ama Amerika´nın çoğu bölgesinde bu gelenek sürdürülür. Lincoln döneminde ele alınamayan bu öneri, 78 yıl sonra, yani 1841 yılında o dönemin Amerikan başkanı Franklin Roosevelt tarafından tekrar meclise taşınarak karara bağlanır ve bu tarihten itibaren her yılın Kasım ayının son Perşembesi ´Şükran Günü´ olarak, ulusal Bayram ilan edilir."

 

İşte Şükran Günü Amerikalılar´ın yılda bir defa kutladığı ve bu vesile ile anne baba ziyaretlerinin yapıldığı bir bayram halini almış. Yani aslında bayram dediysem de bu bildiğimiz dini bir bayram degil, hüzünlü bir geçmişi var.

 

Kızılderililerle aralarındaki bir yas günü olarak anılması için belirlenmiş olan bugün , günümüzde artık bir kutlama halini almış , bayram gibi olmuştur . Amerika'da şükran gününde 5 gün tatil ilan ediliyor , insanlar evlerinde büyük hazırlıklar yapıyor , giyiniyor ,süsleniyor ve 5-6 saat boyunca patateslerle süslenmiş hindilerini kısık ateşte kızartıp komşularını , dostlarını , akrabalarını misafirliğe çağırıyor . Kısacası yılbaşında hindi kızartmak Hıristiyan adeti değildir , rahatça ve huzurla yiyebilirsiniz afiyet olsun  

 Buda benden bi hediye olsun

Fırında Hindi Kızartması

Malzemeler:
1 adet hindi
2 adet sogan
2 adet havuc
2 kasik tereyag
2 kasik salca
tuz
Yapılışı:
1)Hindiyi iyice temizlenir.Sebzelerle birlikte tencereye konup haslanir.
2)Biraz soguduktan sonra firin tepsisine konulup uzerine salca ile yag karistirilip surulur.
3)Tepsinin dibine 2 bardak hindi suyundan koyup firinda cevrilerek kizartilir.
4)Kizaran hindiyi servis tabagina alinir uzerine tepsideki suyu dokulerek servis yapilir.

 

BANA MUTLULUĞUN RESMİNİ BULABİLİR MİSİN GOOGLE EFENDİ

mutluluk

Büyük şair Nazım Hikmet,ressam Abidin Dino'ya sormuştur:Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?Abidin Dino da ona bu resmi yapıp göndermiştir.

Şimdi olsa Abidin Dino, Google'da aratarak mutluluğun resmini bulup rahatlıkla hiç uğraşmadan yapardı!

Google'da görsellerde mutluluk diye arattım, 408.000 tane sonuç çıktı karşıma,ama hiçbiri mutluluğu yukarıdaki resim kadar güzel anlatamaz.

Şimdi Google'da aratıp da bulamadığımız sadece gerçek mutluluktur herhalde.

İnternetin yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan Google ve diğer arama portalları,ansiklopedilerin de çöpe atılmasına sebep olmuştur.

İnternetin yaygınlaşması ve bilgisayar  kullanımının artmasının kuşkusuz doğru amaçlarla kullanıldığında bir çok olumlu sonucu var,ancak insan oğlunun her iyi şeyi kötü bir amaç için kullanan kafası, atomu bomba yapmakta kullandığı gibi, bilgisayar ve interneti de kötüye kullanmıştır.İkinci Dünya savaşı sırasında henüz kişisel olmayan,devasa boyutlardaki bilgisayarlar,savaş amacıyla kullanılmıştır.Yine son yıllarda internetin yaygınlaşmasıyla profosyonel hacker sektörü doğmuştur.

İnternet,sosyal yaşantımızı da büyük ölçüde etkilemiş;artık yüzyüze konuşmanın yerini msnde görüşme almıştır;bu yazışmalar güzel Türkçemizide bozmuştur.Hepimiz slm,nbr,k.i.b yazarak anlaşıyoruz.

Ayrıca bilgisayar kullanımının artmasıyla sokakta oynamanın yerini bilgisayarda oynamak almış,çocuklar arasında ben Counter olacağım,terörist olacağım kavgası yaşanmıştır;bu terörist olma merakını ve isteğini oyunda da olsa çözememişimidir!

Bir de bazı çocuklar,günümüzde internetten ders çalışıyorum diye anne,babalarını kandırmaktadırlar.

Sonuç olarak;her teknolojik gelişmenin insanlığa yararları olduğu gibi zararları da vardır.439248-google-turkiye-yeni-gorunumu

Türklerin 2 İnternet Fenomenin Sarsıntısı ve Yılbaşı

Türklerin 2 İnternet Fenomenin Sarsıntısı ve Yılbaşı

 

Türkiye'nin sanal ortamdaki e-posta gruplarının en büyüklerinden biri olan "canımgrubum"  çocukça bir zihniyetin değirmenin başına geçirilmesiyle büyük bir sarsıntı geçirdi 25 Aralık günü .

 

Gruba gelen e-postalar yöneticilerce (modaratör) incelenip , içeriğinde ahlaki ve hukuki bir kusur bulunmayan , her hangi bir kurum yada zümreyi yüceltip yermeyen her türlü paylaşımı onaylayıp grup üyelerine postalarlardı . Ne kadar eski bilemiyorum ama Türk e-posta grupları içerisinde sanırım en büyüğü canımgrubum . Hatta bir çok benzer işlevli grubun oluşmasına sebep olan bir grup . ( Benzer bir canımgrubum fikride bendenizin bundan 1 yıl önce hayatına son verdiğimiz forumu yaratmamda vesile olmuştu . )

 

Kısacası canımgrubum  güzel bir düşünce ürünü olmasına rağmen yaşanılan bir hata belki de onu ileriki dönemlerde çok büyük marka olmasına sebep olacak yolu kapadı . Canım grubum modaratörü ile üyeleri arasında ki yollanılan maillerin çok fazla engellendiği , yayınlanmadığı tartışması modaratörün 110 bin kişiye fatura çıkarmasıyla sonuçlandı . Yönetici kontrolünü kaldırdığı e-posta grubunda bir gün 350 ye yakın mail yayınlanırken bunların bir çoğu da pornografik içerik barındırmaktaydı .

 

Bir günde 10 bin kişinin üyeliğine son vermesi ile biten kriz grubun karizmasını fena halde çizdi . Grubun üyelerinden şirket maili olanlar şirketlerinden uyarılar almışlar . Bunları grupla paylaştılar.

 

Örneğin:

 

"Bir kac kisinin yaptıgı hata yuzunden boyle birseyle cezalandırılıyor olmamız gercekten cok komik...cogumuz calisanlar insanlariz ve It bolumunden sikayet aldım suan yogun maillerden dolayı...cocuk oyunumu bu gercekten cok komık.Iısin ciddiyetine varalım lutfen,mailimi degistirdim moderatöre bosuna mail atmayında ne demek...bu siteye girdiysek cıkıs hakkkımızda vardır.Geregi yapılsın lutfen..."

 

Bir başka karizma çizilmesi de ekşisözlük te yaşandı . Geçen pazar günü ekşi sözlüğün kurucusunun doğum günüydü ve çok uzun zamandır yazar olmak umuduyla beklemede olan 30 bin e yakın kişi bir anda yazar yaptı . İçerik sıkıntısı çektiğinden midir yoksa artık farklılaştırma bulamadığından mıdır bilemiyorum ama bu hamle ekşisözlüğe çok ağıra patladı . Yaklaşık 1 haftadır sözlük acayip derece ağır işliyor veya hiç açılmıyor .

 

Bunların hepsi bir yana sözlüğü eski yazarları bu duruma isyan ediyorlar . Sözlükte artık asla eski tadı olmayacağını belirtiyorlar . Sanırım insanda içgüdüsel bir şey bu yeni geleni istememe , kendisinde olan bir hakkında bir başkasına da tanınmaması arzusu . Bir hafta sonunda ekşi sözlük artık daha rahat ulaşılabilir durumda . Tekrardan reklam alabilir konuma gelmiş

 

Muhibbi nin bahsettiğim site ve mail grubu yanında çok daha mütevazı bir takipçisi var . Ancak daha şimdiden ileriki dönemlerin hesapları yapılıp , sağlam adımlarla ilerlemek için muhibbi yazı ve işleyiş ilkelerini yayınladık . Daha gidecek çok yolumuz , kemirip bitireceğimiz çok fırın var farkındayız . Ancak 2,5 yıllık blog yazarlığımın en zevkle yazdığım sayfası oldu muhibbi .

 

İnsanların bir yıl boyunca yaşadıkları tüm kötü günlerin son bulduklarına inandıkları , yaptıkları hataları bir önceki yılın rakamına gömdükleri yılbaşına yaklaşırken 2010 yılbaşısın da muhibbinin çok daha büyük ve aynı zamanda saygın bir site olması dileğiyle hepinize iyi yıllar şimdiden....

ISSIZ ADAM

294026 Filme büyük beklentilerle gitmedim,sıkılacağımı düşünüyordum ama filmi çok beğendim.

İstanbul'da kalabalık içinde yalnız olan restoran sahibi Alper'le;butik sahibi,tatlı,şirin Ada'nın hikayesinin sürükleyiciliği izleyenleri o hikayenin içine sokuyor.

Yalnızlığı seven,çabuk sıkılan,dengesiz bir adam Alper...Sempatik tavırlarıyla Ada'yı kendisine aşık ediyor.

  Ada ise;eski kitapları seven,o kitapların eski sahiplerinden kalan anılardan,izlerden hikayeler çıkaran bir kadın.Alper'in                                                                                               Alper'in gizemi onu Alper'e yaklaştırıyor.Hayatına giren erkekler tarafından hep terkedildiği için Alper'e de şüpheyle bakıyor.

İlk perde bittikten sonra bir hanımefendinin tepkisi şöyle:''Ne biçim film bu seks filmi gibi,Muro'ya gitseydim daha iyiydi''.Gerçi tam doz kaçmaya başladığında araya manzara koyuyor olsa da bayanın tepkisi makul sayılabilir.İkinci perdede ise oluşabilecek bu gibi tepkileri dikkate alırcasına sevişme sahnesi hiç yoktu.

İkinci perdede Alper'in sepepsizce Ada'yı terketmesi,Ada'nın üzüntüsü insanı ağlatıyor.Ada bir tokatla Alper gibi adamlar tarafından terkedilen bütün kadınlar adına intikamını alıyor.Bir teyzeden tepki geliyor:''Vur kızım,aferin iyi yaptın''.

Film o kadar etkileyici ki filmden sonra Alper'in Ada'yı neden terkettiği internette bile tartışılıyor,birisi Alper yemek kültürü olan bir adam,Ada yaprak sarmasıyla meyve suyu içtiği için terketti diye yazmış.

Nil Burak plağı,nostalji ve müzik ziyafeti yaşatıyor. 

  Ve tabii ki Ayla Dikmen, muhteşem şarkısı ile filmde anılıyor ve filme büyük bir anlam katıyor.

  Anlamazdın,anlamazdın,kadere de inanmazdın,dilerim ki mutlu ol sevgilim...

UZUN VE BAKIMLI SAÇLARA SAHİP OLMAK İSTER MİSİNİZ?

UZUN VE BAKIMLI SAÇLARA SAHİP OLMAK İSTER MİSİNİZ?

SAÇ UZATMAK


 

Uzun ve bakımlı saçlara sahip olmayı kim istemez ki! Aslında bu hiçte zor değil. Fakat önemli

DEVAMI İÇİN TIKLA

olan düzenli yapabilmek. Eeeee Atalarımız ne demişler saç sefadan tırnak cefadan uzarmış bizde buradan yola çıkarak saçlarımıza güzel bir sefa hazırlayalım ne dersiniz?

 

Malzemeler   

Yarım avakado

2 adet bıldırcın yumurtası

2 yemek kaşıgı susam yagı

1 yemek kaşığı jojoba yağı

 

Yarım avakadoyu diğer malzemelerle beraber iyice ezip püre haline getirdikten sonra mümkünse temiz saçlarınızın tamamına  bu karışımı güzelce yedirip hafif masaj yaptıktan sonra streç film yada bir poseti saçlarınıza sarıyorsunuz ardından ılık bir şekilde saç kurutma makinesini poşetin üzerinden saçlarınızın her tarafına ısı yayılacak şekilde bir kaç dakika tutuyorsunuz. Bekletebildiğiniz kadar 1 saatten az olmamak kaydı ile tuttuktan sonra güzelce yıkıyorsunuz. Bu karışımı haftada bir veya on günde bir tekrar edecek olursanız alacağınız sonuca sizde inanamayacaksınız.

Bu arada küçük bir püf noktasını da sizlerle paylaşmak istiyorum. Şayet saçlarınız dökülüyorsa orta boy şampuanınızın içine 8-10 damla kadar çam terebenti koyarsanız bir süre sonra dökülmenin azaldıgını fark edeceksiniz. Kesinlikle belirtilen miktardan fazla koymamanızı öneririm. Sağlıkla kalın.

 


CIK , OLMAMIŞ BU AROG

CIK , OLMAMIŞ BU AROG 

Sanırım muhibbi açıldığından bu yana ilk kez bir film konusunda çoğunluktan yanayım . Tek kelime ile "olmamış" . Büyük umutlarda beslemedim halbuki , gösterime gireli 2-3 hafta oldu ve o kadar eleştirilmişti ki ; temkinli izlemeye başladım AROG u .( Kopya söylentilerini hiç dinlemedim ve kopyası olduğu söyleneni izlemedim yani o derece önyargısız izledim)

Özellikle aradan öncelik ilk bölümde hiçbir şey yoktu . Tek kişilik gösterilerinde ki ilk çağ ile ilgili esprilerinin filme çekilmişiydi adeta . Bir milyon yıl öncesi yollandığını söylüyordu Arif karakteri . Ne yapınca ne olacak , amaç nedir nereye varmaya çalışıyoruz belli değil . Kısacası mana yoktu .

İkinci yarı ise burnunda hal hal olan bir zencinin habire topa rövaşata vurmasıyla geçti . Sonuna gelindiğinde ise o manasızlık ayyuka çıkmış ve sanki başarılamamış bir şey olmuş gibi çaresizlik yansıtılmış . Ancak ne başarısızlık nede başarı var ortada bir konu yok ki ! Aniden bir ışıltı oldu cekusu geldi aldı arifi gitti filmde bitti .

 

Çok söz etmeye gerek yok yapıt hakkında . Bir eseri , sahibini yermek çok hoşuma gitmez . Ancak çoğu film yorumumun sonundaki gidin izleyin cümlesini bu filme kullanamayacağım . Oturun bekleyin televizyonda oynamasını .

 

Dipnot : Konunun derinliğinin olmaması Cem Yılmaz ın kendine hayran tavrından dolayı olabilir . Yazarken hiçbir fikir almamış gibi duruyor çünkü senaryo . Fikir alsaydı mutlaka birileri derdi "abi tamam film senin , yönetmen sensin , başrolde senin ama beş farklı karakterde olmak ayıptır diğer oyuncu arkadaşlara" diye .

NOT 2 : Osmanlı Cumhuriyeti'nden  sonra bundada fragmanında olupta filmde olmayan sahne var .

 

Ermeni Kelimesini Hakaret Saymakla En Büyük Hakareti Yaparsınız

Ermeni Kelimesini Hakaret Saymakla En Büyük Hakareti Yaparsınız

Gündem alabildiğine daha da kararıyor her geçen gün . Muhibbi'nin üst resminde hayat güzeldir diye sloganla daldık sanal dünyaya ancak öyle bir ülke gündemi var ki insanı televizyon açmaktan gazete okumaktan korkutuyor .

 

Belki de sırf bu yüzdendir içinden cımbızla haber bulabildiğiniz gazete postanın en çok satan gazete olması . Bir bıkkınlık var mıdır bilmem ama bu memleket benim diyorsanız , sahip çıkmak gerek ona . Okuyarak , olanı biteni dinleyip anlayarak . Tartışarak ama birbirine asla dalmayarak !!!

 

Geçen haftadan bu haftaya kadar taşınan bir konu . Bir milletvekili bayan Cumhurbaşkanının soy kütüğünün Ermeni olduğunu incelenmesi gerektiğini söyledi . Ardından Cumhurbaşkanı açıklamasını yaptı ve milletvekilini "hakaret" etti suçlamasıyla mahkemeye verdi . Aslında daha da öncesi var bu konunun . Okumadan , araştırmadan , soykırımın ne olduğunu bilmeyen , bu milletin devletini nasıl kurduğunu bilmeden imza atanlarla başladı tartışmalar....

 

Sözümüz vardı Muhibbi'ye siyaset sokmayacaktık ona . Sözümüzden caydığımız yok yalnızca gidişata teslim olmak istemeyişimizdendir serzenişimiz . Biri birini Ermeni olmakta itham ediyor , diğeri hakaret kabul edip mahkemeye veriyor . Hoşgörümüzü yitirdik . Nerede başladı bu sinir bozukluğu hatırlamıyorum ama derinliğini kaybettik ruhlarımızın.

 

Adile Naşit

Selim Naşit

Türk Filmlerinin Horoz Nuri'si Vahi Öz

Türk Filmlerinin iyilik sever tonton amcası Nubar Terziyan

Sami Hazinses

Turgut Özatay

Toto Karaca

Kırkor Cezveciyan yani Kenan Pars

Garo Mafyan

Rober Hatemo

Kıpırdamadan saatlerce duran manken-şair Vahe Kılıçarslan popüler kültürel hayatımızın rengi değil mi?

 

Aydınlığı şüpheli bir avuç ************ peşine düşüp ne vatanının ferdini incit , nede tarihine söz getir . Bu üstteki liste bu toprağın Ermeni'si . Hepsi en az benim kadar senin kadar bu vatanın değeri .Yaşanılan acıları yok sayalım unutalım yurtdışıdaki diplomatlarımıza yapılanları değil demek istediğim . Ancak biliniz ki kimlikler değildir suçlanması gereken . Bir insan doğduyu yer sebebiyle suçlanamaz veyahut yüceltilemez .

Biraz saygı , biraz hoşgörü ve insana insan olarak bakış....