| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Muhibbi

Yazılar arşiv 11.2008 Other entries in 2008-11 resimler , videolar

Toplumumuzda 2 Kişiden Biri Mutlaka Uzman :))

Toplumumuzda 2 Kişiden Biri Mutlaka Uzman

Diyeceğime geçmeden önce 3 özet bilgi geçmek isterim ;

 

* Geçenlerde Fatih Terim ‘in söylediği bir söz yine gündeme oturdu .

 

"Türkiye'de kayıt dışı 50 milyon teknik direktör var"

 

Gündeme oturmasının en büyük sebebi elbette çok kişinin sözün haklılığına inanmasıydı .

 

* Yine bir başka haber sitesinde karşılaştığım bir araştırma sonucuna göre Türklerde her 2 kişiden 1'i kendi işini kurmak istiyor. Bu rakamlar diğer ülkelerde ise şöyle:

Amerika'da 12 kişiden 1'i kendi işini kurmak istiyor.

Finlandiya'da 60 kişiden 1'i iş sahibi olmanın peşinde.

Almanya'da 45 kişiden 1'i yeni fırsatları kolluyor.

Japonya'da 12 kişiden 1'i kendi işine sahip olmak istiyor

 

* Haber sitelerinde ki yorumları okur musunuz ? Okumuyorsanız benden size tavsiye okuyun. Öyle böyle değil , kırılıp yerlere yatıran yorumlar buluyorsunuz oralarda . Çünkü her yorum yazan düşüncelerin çok değerli olduğuna ve kendisinin faydanılası bir insan olduğuna inanıyor . Yanlış anlamayın hiçbir düşünce değersizdir demek istemem . Ancak oturduğu yerden bir futbol maçını izlerken 30 senedir o mesleği yapan adamı silip atıp kendi kuracağı takımın daha başarılı olacağına inanan , yada bir başka sorun hakkında hiçbir teknik bilgiye ihtiyaç duymadan direk kanaat getiren adamlardan bol miktarda vardır o haber yorumlarında .

 

Elle tutulur blog yazarı bulunamayan internet aleminde haber sitelerine habire yorum yazan birilerinin bulunması tezatlık daha doğru bir tabirle ironi değil midir ? 

 

Sebebi basittir aslında , bir yorum yazmış olmanın sorumluluğu yoktur . Ama yazı yazmanın bir düşünce belirtme zorunluluğu vardır . İspat ihtiyacı vardır yazdıklarınızın . Ve bir toplumda bu kadar az yazı yazan bu kadar çok yorum yazanda olunca bir başkasının fikrine saygıda olmuyor elbet . İşte bu yüzden her 2 Türk'ten 1 i patron olmak istiyor . İşte bu yüzden 61 adet siyasi partisi oluyor o toplumun . ( Bu rakam elde edebildiğim son güncel rakam yazı yazana kadar artmış olabilir !!! )

 

Olsun kardeşim isteyen istediğini yazsın diyorsanız haklısınız elbette yazsın ancak toplu olarak bir düşünce bir hedef için mücadele edemez olmaya devam edersek ne uluslar arası alanda başarılı spor kulübümüz , ne işletmemiz , nede başarılı sanatçılarımız olmamaya devam edecektir . Belki düşünce birliğimiz olabilecek değerlerimiz oluşursa yolsuzluk yapan vekil utanır istifa eder yada olimpiyatlarda niye başarılı olamadık sorusunun yanıtını biri kendinde görür ?

 

Teori basit . Ben değişeceğim , sen değişeceksin yani biz değişeceğiz . Biz değişeceğiz , siz değişeceksiniz topluluk değişecek , toplum değişecek .

 

Haber siteleri yorumlarına örneklerle yazıma son vereyim =))

 

YORUM : "Selçuk Dereli 'nin seçilmesi çok şaşırtıcı . İkinci yarıda hiç maçımızı yönetmemişti çok adaletlidir kendisi..."

HABER : Derbinin hakemi belli oldu: Cüneyt Çakır

 

HABER : Atatürk havaalanı'nda yangın çıkmış, milliyet daha haberi "dumanlar her yerden görülebiliyor, patlama sesleri geliyor, o bölümde iniş izni verilmiyor" düzeyinde duyurmakta...

YORUM :
Başlık: oyun
yorum: normal bir yangın değil, kundaklama kokusu var bence."

 

HABER :
ümit Davala Akp'den siyasete atılacak.

YORUM : hakkim haram olsun!
ümit, evladım başka bir parti bulamadın mı girecek! sana hakkımı helal etmeyeceğim!
eski hocalarından biriyim ben!

 

HABER: Kıbrıs'taki limanlar sorununa çözüm arayışına istinaden Finlandiya tarafından gelen son öneri: "Magosa 'nın uluslararası ticarete açılması karşılığında Maraş'ı (Rumlara) iade edin". öneri Abdullah gül tarafından reddedildi.

YORUM: sıkıysa gelin alın. adı maraş değil oranın..eksik söylemişsiniz. başında "kahraman" var...bilmem anlatabildim mi ? !

(bkz: çünkü her gördüğümüz sakallı aslında bizim dedemiz)

 

KAYNAK: sabah

HABER : papa ; türkleri seviyorum

YORUM : papa gerçek din İslam dır eğer birleşme olacaksa çatı bellidir bunun haricinde yer aramak cahilliktir Türkiye ye gelince seviyorsun çıkınca küfür ediyorsun sen papa misin yoksa üçkagiççimi yoksa çıkarcı misin ayrıca 3 gün oldu geleli bize eziyetten başka bir şey vermedin sen laftan anlamıyor musun gelme kardeşim dedik bak kazayla kardeş olduk bu bizim cömertliğimiz insanlık bizde kalsın

CEFENİN NOTU : sakinlikten hiddete doğru giden tempoya dikkat.

 

VEEEE BOMBA YORUM

 

HABER : bolu tüneli'nde açılış 2007'ye kaldı
Bayındırlık Bakanı Özak, bolu tüneli'nde İstanbul-Ankara yönünün 10 gün içinde açılışa hazır olacağını belirterek, tünelin tamamını ise nisan-mayıs ayında açmayı düşündüklerini söyledi.

YORUM : burcu cemre özdemir - İzmir 12 aralık 2006, salı 10:37
ben anlamadım, tünelin diğer yarısı bitmeden içeri girenler nerden çıkacaktı?

 

KONSANTRASYONU GÜÇLENDİRMENİN 15 YOLU

KONSANTRASYONU GÜÇLENDİRMENİN 15 YOLU 

 Konsantrasyon; günlük yaşamımızda, dolayısıyla hayatımızda bizi başarıya götüren en önemli faktörlerden biridir ve çoğu insan yaptığı herhangi bir işle ilgili konsantrasyonunu toplayamamaktan şikayetçidir. Ders çalışırken, toplantıdayken, bir işle uğraşırken, araba kullanırken hatta düşünürken bile konsantre olmaya ihtiyacımız vardır yoksa yapılan işten alınacak verim çok düşüktür, başarısızlıkla sonuçlanır.

  Konsantre olamamak, herkesde olduğu gibi, benim de hayatımda önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bir dergide, konsantrasyon ve onu güçlendirmenin çeşitli yollarıyla ilgili bir makale okumuştum. İşte size okuduğum bu yazıdan yararlanarak, konsantrasyonunuzu nasıl arttırabileceğiniz hakkında birkaç yöntem söyleyeceğim.

1.                       Yana Yatık “8” Egzersizi: Büyük bir kağıt üzerinde, ya da havada parmaklarınızla veya gözlerinizi kapatıp, hareket ettirerek büyük bir yana yatık “8” işareti çizin. Parmaklarınızı kullanıyorsanız, önce sağ elinizle, sonra sol elinizle, sonra da her iki elinizle aynı anda bu işareti yapın, her seferinde giderek küçülterek bu işareti yapmayı sürdürün.

2.                       Aynı anda birden fazla iş yapmayın, her iş için bir süre belirleyin.

DEVAMI İÇİN TIKLA

Ahmet Ümit ve Bab-ı Esrar

Ahmet Ümit ve Bab-ı Esrar

Polisiye roman okuyucusuyla alay eden bir türdür derler . Aklını karıştırır , allak bullak eder okuyanı . İşi gücü bırakır tüm gün kitapta ki cinayeti düşünürsünüz . Sanki çözmek zorundaymışsınız , siz okumazsanız faili meçhul kalacak gibi olur .

Muhibbi açılmadan önce pazartesi postası adıyla müptelası olduğun Ahmet Ümit'in Şeytan Ayrıntıda gizlidir romanında ki hikayeleri parça parça yapıp sizlerle de paylaşmıştım . Okuyan ne kadar kişi var bilemiyorum ama birkaç geri bildirim yapan arkadaşım hikayelere hayran olmuşlardı . Böyledir işte Ahmet Ümit'i okumak diyordum onlara , hastalık yapar adamda , hele siz birde uzun romanlarını okuyun...

 

Devamı için tıkla

 

"ISSIZ ADAM" BİR SEVDA MASALI...

“ISSIZ ADAM”

BİR SEVDA MASALI…

  Çağan Irmak’tan,insanın içine işleyen,yüreğinizi lime lime edecek bir başyapıt daha…İzleyenlerin,mutlaka kendi hayatlarından bir iz bulacakları,gerçek hayatı yansıtan bir öykü.Aşkın,bir insan hayatını,zamanla nasıl ele geçirdiğini ve yarattığı değişimi anlatıyor,kalbinizi sıka sıka.Her şeyin olduğu gibi,ilişkilerin de sıradanlaştığı,anlamını kaybettiği bir anda,gerçek aşkı hatırlatıyor bize.Aşkı ve doğrularını, yanlışlarını, kazandırdıklarını, kaybettirdiklerini, pişmanlıklarını, geç kalınmışlığı anlatıyor…

  

 

DEVAMI İÇİN TIKLA 

Yalanlarımızı Yüzümüze Çarpa Çarpa Ortaya Çıkaran Adamın Filmi "Issız Adam"

Yalanlarımızı Yüzümüze Çarpa Çarpa Ortaya Çıkaran Adamın Filmi

"Issız Adam"

Sen dizime yattın , ben bir hikaye anlattım ve sen büyüdün...

        Boğazdan düğümlenmeye sebep olan Çağan Irmak filmlerinin bir yenisi olan "Issız Adam" dan sonra aklıma bir cümle düştü . Akşam mutlaka yazmalıyım dediğim bir cümle . Çağan Irmak bizim hayatımızda kendimize dahi itiraf etmekte zorlandığımız yalanlarımızı , içimizi acıtarak , oradan bir şeyleri kopararak yüzümüze vuran yönetmen ve senaristtir .

        Babam ve Oğlum da bir babanın oğluna sarılma özlemini , araya sınır koyma zorunluluğu hissetmesini ve seneler sonra kaybedilmişliklere karşı hissettiklerini çok acı bir tecrübeyle yüzümüze çarpa çarpa göstermişti . Yine öyle bir film Issız Adam da . O da kaybedilmiş , vazgeçilmiş bir ilişkinin ardından yaşanılan pişmanlıkların resmi . Seneler sonra vazgeçilmiş bir ilişkiyle karşılaşmanın ağırlığını görmek bugünün değerini bildiriyor . İZLEYİN !!!

GARDINIZI ALIN LABUTLAR 3 DELİKLİ TOP GELİYOOO!!!

GARDINIZI ALIN LABUTLAR
3 DELİKLİ TOP
GELİYOOO!!!



   Bowling oyunuyla ilk ne zaman tanıştınız bilmiyorum ama ben ilk onu Fred Çakmaktaş , Barney Molostaş’ın oynadığı Taş Devri Çizgi filmi sayesinde tanıdım.Ama geçmişi deşeleyip tarihe indiğimizde çizgi filmle tanışmamızdan da eski bir oyun olduğu ortaya çıkıyor.Aslında oyun da denemez dünya çapında turnuvaları olduğunu varsayarsak spor demek daha doğru olur.

  Bir İngiliz Antropolog’un 1930 yılında Mısır’da yaptığı araştırmalara göre bir çocuk mezarında bowling benzeri bir oyuna ait malzemeler bulması sonucunda yaklaşık 5000 yıllık bir oyun olduğunu ispatlamıştır.Bu dönemlerde mermer yarım daire şeklindeki bir alanda 10 adet labutu taş topla devirerek oynandığı düşünülüyor.

   Eski Polonezyalıların oynadıkları buna benzer bir oyun sonucunda 60 feet mesafeden 10 labutu devirmeleri de bowlingin tarihinde yer oluşturmaktadır.Ayrıca bu 60 feet lik mesafe günümüzde de  kullanılmaktadır.

   Avrupa’da ise bowlinge 14. yy’da rastlanmaktadır.Ünlü 100 yıl savaşlarında askerler ok talimleri yerine bu oyuna kendilerini kaptırınca King Edward III ve King Richard II bu oyunun oynanmasını yasaklamışlar.Daha sonra King Henry VIII oyunu yasallaştırıyor ve hatta kendi de oynuyor.Sanırım bowling yüzünden 100 yıl savaşlarının 116 yıl sürdüğünü söyleyebiliriz.Tabi 100 yıl savaşlarının 116 yıl sürmesi de ilginç bir konu daha

   Modern bowlingin temelinin ise Hollandalı göçmenlerin 1600'lü yıllarda taşıdıkları üçgen şeklinde dizilen ahşap labutlarla oynanan “Dutch Pins” oyunundan geldiğine inanılmakta.

   1840 yılında sürekli dış mekanda oynanan bu oyunun Newyork’ta  iç mekana inşa edilmesi sonucu 19. yy.’da popüler bir iç mekan oyunu haline gelmiştir.

   İlk başta sadece erkeklerin oynadığı bu oyun daha sonra kadın klüpleri açılarak kadınlar da oynamaya başlıyor.

   Şu an dünyanın bir çok bölgesinde bir çok turnuva yapılmakta gelişen teknolojiler ve skor makinalarıyla tüm dünyada 100 milyondan fazla oyuncusu ile Olimpiyat sporu olma yolunda ilerliyor.

  Dün dostlarımla bir kez daha oynadığım oyunun tarihini merak ettim ve bu bilgiler çıktı ortaya.Ama şunu farkettim ki ne olursa olsun en çok labut devrilen bowling değil dostlarla sıcak bir gülüşle oynanan bowling daha bir keyif verici.

Unutamadığınız , Bugün Olsa Yine İzlerim Dediğiniz Türk Dizisi Anketi Sonuçlandı !

Unutamadığınız , Bugün Olsa Yine İzlerim Dediğiniz Türk Dizisi Anketi Sonuçlandı !!!

 

Süper Baba ( %42)

1993 yılından 1997 ye kadar ATV de yayınlanan benimde müptelası olduğum "Süper Baba" nın başrolünde Şevket Altuğ oynardı . Senelerce TRT de yayınlanan "Perihan Abla" dizisinin Şakir'ini oynayan Altuğ'a filmde Şevval Sam , Sümer Tilmaç , Jülide Kural , Bennu Yıldırımlar eşlik ettiler . Dizi oynadığı süre boyunca ilgisini hiç yitirmedi . Sürekli en çok izlenene dizilerden biriydi . Onu bu kadar sevilir kılan , güzeller güzeli evleriyle İstanbul'un güzel mekanı Çengelköy müydü , yönetmenin başarılı projelerin usta yönetmeni Osman Sınav olması mıdır yoksa seni beni onu yani sokaktaki adamı ekranda görmemiz midir ayırmak güç . Ancak sanırım toplum olarak seviyoruz bizi anlatan belirli bir alandaki insan ilişkilerini anlatan dizileri ( Ekmek Teknesi , Mahallenin Muhtarları , Perihan Abla )

Sıcak bir diziydi Süper Baba , sevgiyi anlatıyordu , dostluğu anlatıyordu ve daha da önemlisi aşkı anlatıyordu. Kimi zaman yaşlı dedenin çılgın aşk maceralarını kimi zaman Fiko'nun kendisinden oldukça genç olan bir kıza aşkını , kimi zamanda lise çağında ki Alim'in öğretmenine karşı hissettiklerini .

Evin büyük kızı Zeynep yani gerçek ismiyle Sevinç Erbulak Midyat dizinin bittiği gün yaşadıklarını şöyle anlatıyor :

"Dizide en net hatırladığım gündü.Çünkü sabahtan itibaren hüzün dolu bir gündü.Bir gün öncesinde uyurken yatağın içinde dönüp durduğum bir geceydi.Biteceğini biliyorsun.Bir kere çok büyük bir alışkanlık:Annenden,babandan,erkek arkadaşından,kardeşinden, ablandan daha çok gördüğün insanların bir anda hayatından çıkacağı bir gün.Şimdi ne olacak sorusu çok netti kafamda.Çengelköy'deki insanlar üzgün,kahvenin gerçek sahibi üzgün,camide her gün namaza gelen insanlar üzgün.Karşıdaki balıkçı da üzgün bakıyordu o sabah bana.Bilmiyorum oyuncular  dizileri bittiğinde bu kadar üzülüyorlar mı ama o günü genel anlamda çok hüzünlü hatırlıyorum.Oradaki korkum oradaki insanları çok özleyeceğimdi.Korku yerinde çıktı ve şimdi çok özlüyorum."

Diziyi bu kadar sevilir yapan bizim yani sokaktaki adamın hislerini düşüncelerini görmesiydi orda. Aradan geçen 11 yıla rağmen halen yerinin ayrı tutulmasını yine dizi oyuncularından Şevval Sam ( Deniz ) şöyle özetliyor :

Her şey o zamanlar daha güzeldi ve belki de Süper Baba bir çok şeyin de özetiydi. Şimdi ne öyle aşklar ve hikayeler kaldı,ne öyle insan ilişkileri ne de öyle büyük başarılar.Ve o kadar, "hikaye kalmadı" ki, insanlar neyi nasıl anlatacaklarını şaşırdılar.Yapımcılar izleyiciyi kirletti,izleyici kirlendikçe kirli işler talep eder oldu;ve bu kısır döngü yüzünden biz ve bizim gibiler geçmişteki güzelliklere daha fazla tutunur olduk .

Doğru söze ne denir ?

 

(Anket sonucuna göre diğer dizilerin oranları : Bizimkiler %25 - İkinci Bahar %21 - Asmalı Konak %13 )

YEŞİL MUCİZE

YEŞİL MUCİZE

Gülay

Beni yakından tanıyanlar iyi bilirler. Şifalı bitkiler , aromatik yağlar hakkında çok araştırmalar yaptığımı.Olmazsa olmazlarımı.Asla vazgeçemediğim yağlarımı ve bitkilerimi. Bu konuda kendi tecrübelerimle doğruluğunu kanıtladığım denenmiş faydalı bilgileri sizlerle de paylaşmaya çalışacağım.İlk olarak da Yeşil Mucizemiz Elma sirkesinin yararlarını anlatmak istiyorum.

DEVAMI İÇİN TIKLA

Tira Mi Su Nasıl Bulundu ?

Tira Mi Su Nasıl Bulundu ?

Bir çok blog ta yemek tarifi var .  Bizde de birinin gözünü karartıp bu işe girmesi gerekiyordu ancak üst üste gelen sert yazılar bir türlü fırsat vermedi muhibbinin en üstündeki yazısının yumuşamasına sanırım =))

Böyle bir girişimi hayatın boyunca mutfakta bir tane olsun eseri başarıyla yerine getirememiş biri olan bendenizin önayak olması biraz ironik duruyor , kabul ancak genelde tarih konusunda yazılar yazmamdan dolayı , ucundan bacağından tarihi bir şeyler yakaladığımı düşündüğüm "Tira mi su" nun tarifini wikipedia dan , tarihçesini okuduklarımızdan aktarayım .

Türkiye ‘ ye pizza pizza aracılığıyla geldi diye hatırlıyorum . Çok geçmeden en ücra köşedeki pastanelere dahi yayılan bu basit tatlıyı bunca zamandır Japon tatlısı sanırdım .... DEVAMI İÇİN TIKLA

Devrim Arabalarını Deviren Millet...

Devrim Arabalarını Deviren Millet...

 

Fıkra bu ya üst rütbeli zebaniler cehennemi teftişe gelecek olmuş . Cehennemde her ülkeden gelen insanların içine atıldığı kazanlar varmış . Sırayla her ülkeye ait kazanın yanından geçmişler . Kazanın başında bir zebani kazandan fırlayanın tepesine vuruyormuş tekrar kazanın içine düşüyorlarmış . Ancak tam Türkiye nin kazanının önüne geldiklerinde baş zebani hiddetle bağırmış .

-         Bu ne rezalet nerede buradaki görevli ?

-         Efendim onun başında bir göreliye gerek görmedik

-         Bu ne saçmalık , niye görevliye gerek görmemişsiniz ?

-         Efendim Türklerin bir özelliği var , onlarda yukarı çıkmak isteyen kim olsa mutlaka biri aşağıda çekiyor bu yüzden durmaya gerek görmedik başlarında

Dedik ya bu sadece bir fıkra . Örneklerle güçlendirmek için bir gayretim olmayacak , gülüp geçesiniz diye yazdım . Birde tarihten bir dipnot olarak günümüze gelen bir sinema filmini anlatmak için .

Filmin adı "Devrim Arabaları"

Yıl 1961. Ordunun binek otomobil gereksinimini karşılamak için, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel otomobil üretilmesini ister. 16 Haziran 1961'de Devlet Demiryolları Fabrikaları ve Türk mühendislerine görev düşer. Tamamen Türk mühendislerince, Türk yapımı bir otomobil yapılmasına karar verilir. Yapılan üst düzey toplantılarda alınan kararla, dört buçuk ay gibi bir zamanda Devrim Otomobil'in tamamlanması gerekmektedir. Otomobil 29 Ekim 1961 Cumhuriyet Bayramı'na yetişmelidir. Ödenek, bir milyon dört yüz bin Türk Lirası'dır.

İnanılmaz şey gerçekleştirilir, Türk mühendisleri gece gündüz, büyük bir özveri ve azimle Devrim Otomobil'i yetiştirirler. Eski bir altı silindirli Chevrolet motorunun iki silindiri kesilerek kalıp yapılmış, motor gövde ve başlığı Sivas Demiryolları Fabrikası'nda dökülmüştür. Ankara Fabrikası'nda işlenmiştir. Segman, piston Eskişehir'de yapılıp, Ankara Fabrikası'nda monte edilmiştir. Gücü kırk BG'dür. Şanzımanlar tamamen yerli olarak Ankara Fabrikası'nda yapılmıştır. Orijinal jantlarında ve kaputta "Devrim" yazmaktadır. Ön panel kadranları Türkçedir; yani "yağ", "benzin", "hararet".

Devrim Otomobil'inin son eksiklikleri Eskişehir-Ankara arasında trende giderilir. İki otomobil vardır trende; cilalanır, tehlikeye karşılık benzin koyulmaz. Cumhuriyet Bayramı törenine cumhurbaşkanı bu otomobille gitmek istemektedir. Törene cumhurbaşkanını götürecek otomobile zamanında benzin koyulması unutulur. Yüz metre sonra otomobil durur... Direksiyondaki mühendisin benzin bitti demesi üzerine cumhurbaşkanı; "Batı kafasıyla otomobil yaptınız, Doğu kafasıyla benzin koymayı unuttunuz," der. İkinci otomobile benzin koyularak yola devam edilir ancak; "Devrim Otomobil" basının diline düşmüştür artık...

Ertesi gün bütün basın, arkasına yerli ve yabancı işbirlikçi güçleri alarak "Devrim"e saldırırlar. Türk mühendisleri ve Türk otomobili yerden yere vurulur. Hiçbir yerde, hiçbir otomobil bu kadar karalanmamıştır. Kimileri modeli çalıntı der, kimileri Türk mühendislerinin yetersizliklerini eleştirir. Hiçbir gazetede öteki otomobil ile Anıtkabir'e gidildiğinden hiç söz edilmez.

Film bu yaşanmış olaydan yola çıkılarak hazırlanmış . Henüz izlemedim ve izleme fırsatımda olabilir mi bilemiyorum . Benden tavsiye fırsatınız olursa izleyin sonrada anlatın bize de =))

Cem Yılmaz ın Türk Telekom gösterisinde ki bu kadar zamandır beni buradan nasıl indirmediler söylemine katılmamak içten değil . Gaddarız kendimize hiç kimseye olmadığımız kadar , hayranız yabancıya kendimize düşman olduğumuz kadar .

NOT : Turgut Özakman ‘ın katıldığım bir söyleşisinde sarfettiği bir cümle "memleketimizin ilginç bir özelliği var . Her kişiden yalnız biri vatanperver oluyor"