| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Muhibbi

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

Şaşır ki kabullenme , Kabullenme ki Domuzlaşma

Şaşır ki kabullenme , Kabullenme ki Domuzlaşma

 

 

         Küçükken büyüklerimize domuz neden yemiyoruz neden haramdır diye sorardık ve muhtemelen ilk yanıt şöyle olurdu : "Domuzlar kendi eşlerini kıskanmayan tek canlıdır , pistir , pisliğin içinde yaşar". Ne bu konuda zoolojik bir bilgim ne de verecek dini bir vecibem vardır . Mevzuum daha basit ama aynı iğrençlikte bir konu "ALDATMA ve KADIN ERKEK İLİŞKİSİ"

        Geçenlerde Haberturk yazarı Nuran Yıldız yazmıştı , İstanbul ‘da ünlü bir iş adamının sekreteri , patronunun eşine gidip kocanız beni diğer sekreteriyle aldatıyor diyip yardım talebinde bulunuyor . Nerede başladı bu kadar riyakarlık , sahtekarlık bilemiyorum ama bir şeyler için çaba vermez , kıymet bilmez olduk .

         Tüketim toplumu olduk . Her şeyimiz kullan at oldu . Zamana karşı direnemeyen hayat , madem ben uzamıyorum benim olanları eskitirim demeye başladı .Tıpkı ömrü kısalan beyaz eşyalarınız gibi . Onlarda eskiden sizle beraber yaşlanırken 10 yıl gitmez oldular artık . Bir hayatı bir şeylere feda etmek bir şey uğruna mücadele etmek anlamsızlaştı . Hayata bakış açınız ne olursa olsun böyle bu . Yoksa dindar kesimin vekili 30 küsur yıl sonra eşinden cayıp sekreteriyle aşk yaşayıp , sevdim kardeşim ne yapayım diyip kendini aklama rahatlığını nasıl hissederdi kendinde ?  

          Cumartesi günü CNNTURK te yayınlanacak bölümünün çekiminde tiyatro ve sinema oyuncusu Hatice Aslan ‘ın bir cümlesi tüm haber sitelerinde çıktı önümüze bugün . Beyanatı "Bir erkek iki kadınla beraber olmalı. Biri her şeyini paylaştığı dostu, arkadaşı diğeri de yattığı insan" mış .

          Biri işadamı ve sekreteri , diğeri vekil , sonuncusu sanatçı (!)... Sabah programlarını izlemem aşırı beyin kemiriciler ama her sabah bir kanalda aldatılmış biri olmuyor mu ? Toplum olarak ahlaki değerlerimizi tüketiyoruz . Bir sonucu yoktur bu yazının , bir mesajı bulunmamaktadır . Bu yazı bir şaşkınlığın ifadesidir . Çürümenin , insani değerlerin yok oluşunu hayretle izleyişin ifadesidir . Şaşırma yeteneğini yitirmeyen , onuru olan , gururu olan , değerleri olan kişilikli insanlarla yaşamanız dileğiyle...

CANIM ATAM'A!...

CANIM ATAM’A!….

GÜLA Gülay

Bu gün hem büyük bir sevinç, hem gurur, hem de sensizliğin verdiği tarif edilemez bir burukluk içindeyim!..

CANIM ATAM! Sen öyle büyük bir değersin ki her saniye, her dakika, her gün, her yıl senin değerini daha da arttırıyor!

Keşke hayatta olabilseydin de o mübarek ellerini öpebilseydim. O zeka fışkıran masmavi gözlerine doya doya bakabilseydim.Keşke hayatta olsaydın da, o kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla yüreklerinde seni ölesiye yaşayan sevgi dolu yüreklere uzanabilseydin…

Ama biliyorum ki sen! CUMHURİYETİMİZE uzanan o karanlık elleri ne pahasına olursa olsun yok edecek yüreklerin her birinde ayrı ayrı çoğalıp büyüyen MUSTAFA KEMAL’İMİZSİN!…

Çanakkale’de, Sakarya’da ,Dumlupınar’da Savaştepe’de Hürriyetimiz için gözünü kırpmadan, vatanın her karış toprağını kanıyla sulayan, Nice İsimsiz CESUR YÜREKLERİN bizlere armağan ettiği bu güzel Vatanımız için, gerekirse biz de ,güzümüzü kırpmadan, kanımızın son damlasına kadar vermeye hazırız…benimatam

Canım ATAM!.. rahat uyu!… Senin Cumhuriyetinin çocukları EMANETİNE sahip çıkacak ilmiyle, sanatıyla, cesaretiyle, azmiyle tüm Dünya’da Mustafa Kemal’in çocukları olmaya devam edecek!...

Canım ATAM!…Karadeniz’in o azgın sularında, küçük bir teknenin içinden bizlere gülümsediğini görür gibiyim! Lütfen rahat UYU!...

SEN!..Her yağmurdan sonra gökkuşağının her bir rengiyle bize uzanan sımsıcacık ELSİN!...

SEN!..Hergün tekrar tekrar doğan GÜNEŞİMİZSİN!...

SEN!..Özgürlüğe Uzanan ve hiç Kapanmayacak PENCEREMİZSİN!..

SEN!.. Bizleri Karanlıklara sürüklemeye çalışacak o karanlık ellere vurulmuş en güçlü KELEPÇESİN!..

SEN CUMHURİYETSİN!

Ve Senin Cumhuriyetinin Çocukları Al Bayrağımızın altında Emanetini korumaya devam edecektir.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!...

DOĞAL,GÜZEL VE ZEKİ...

DOĞAL,GÜZEL VE ZEKİ

Hemen hemen her şeyin kirlendiği,yapağılaştığı şu yüzyılda,kirlenen en büyük ortamlardan biridir televizyon dünyası...Hangi kanalı açsak,yaptığı işten nekadar anladığı tartışmalı olan sayısız insanla karşılaşıyoruz.Reyting uğruna her konunun,her dizinin,her haberin içinde bir aptal sarışın görmek artık alışıldık bir durum haline geldi.Sonuç,görüntü kirliliği...

Diyeceksiniz ki, hiç mi doğalı,güzeli,akıllısı,başarılısı yok şu televizyonda? Olmaz mı,var tabiki de.İşte bende bu kirliliğin içinden doğallıklarıyla,güzellikleriyle ve başarılarıyla,benim gözümde sıyrılmış olanları seçtim.Güzellik göreceli bir kavramdır ve tabiki de siz benim seçtiklerimi beğenmeyebilirsiniz.Ben sadece paylaşmak istedim,takdir sizin...

Buyrun Handeloji gözüyle ünlü Türk güzelleri

Aslı TANDOĞAN

Ayça VARLIER

Banu GÜVEN

Beren SAAT

Berrak TÜZÜNATAÇ

Deniz ÇAKIR

Bergüzar KOREL

Fahriye EVCEN

Hande SUBAŞI

Hazal KAYA

Özgü NAMAL

Sanem ÇELİK

Tuba BÜYÜKÜSTÜN

Ebru GÜNDEŞ

Açelya AKKOYUN

28 Ekim 1923 Gecesi Ne Oldu ?

28 EKİM 1923 GECESİ NE OLDU ? 

 

Okul yaşantımız boyunca dinledik durduk "meclis hükümeti" diye bir sözcüğü ama manasını bilir misiniz ?

 

Meclis hükümeti Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş aşamasında yani kurucu mecliste yürüttüğü sistemdir . Hükümet meclisin tamamıdır . Yani kabineyi oluşturan her bakan meclisin oylaması için bakanlığa aday oluyor , meclis oylaması sonucunda kabul edilirse o kişi bakan olabiliyordu . Ancak takdir edersiniz ki bu yöntemle hükümetin uyumlu olması zordu ancak kurucu bir mecliste kuvvetler birliği yetkisi olan bir mecliste de bir o kadar zorunlu bir yöntemdir . 

İşte 28 Ekim 1923 gecesi bu sistemin yarattığı bir buhranda yaşandı . Aslında buhran demek ne kadar doğru şüpheliyim . Çünkü 23 Ekim günü Ali Fuat Paşa , Mustafa Kemal in isteği üzerine 2. Meclis Başkanlığından istifa etmiştir .

 

Yani Mustafa Kemal satranç masasını kuran oyunu yönlendiren kişi olmuştur . Zaten budur Mustafa Kemal ‘i farklı kılan . Onu lider yapan budur . O bir düşünce adamıdır . Bu sebeple kurduğu sistemin işlerliğini belirliyor ve değiştirilmesi gereken zamanı da o yaratıyordu .

 

Devamı için tıkla...

Sizin Trafikteki Korkulu Rüyanız Hangisi?

Sizin Trafikteki Korkulu Rüyanız Hangisi?

Trafikte sizi en çok korkutan araç hangisi?

Aynaya bakmadan en sağ şeritten en sol şeride geçen körüklü belediye otobüsleri mi?

Yol babasının malımış gibi araç kullanan taksiciler mi?

Yoksa müşteri kapmak için birbiriyle yarışan yolları formula 1 pisti sanan dolmuşçular mı?

Böyle bir anket yapsak bunların ilk üçü alacağından eminim.Belki sıralaması farklı olabilir.Ama kesinlikle ilk üçü paylaşacaktır.Muhakkak şunu da duymuşsunuzdur: Eğer bir belediye otobüsüne çarparsanız kaza mahalline yurdum trafik polisi değil Eshot’un trafik ekibi gelmekte.Yani en azından İzmir’de böyle.Görüldüğü gibi bu işin tarafsızlığı da tartışılabilecek bir konu.Madem konu otobüslerden açıldı otobüsten devam edelim efenim.Birde bu otobüslerin kabak lastikleri var genellikle kışın yolda buzlanma oldu mu garanti yolda bırakan cinsten.Ayrıca İkarus denen bir model var kim yaptıysa o tip bir otobüsü annesinin kulakları bayağı çınlamıştır bence.Çünkü bunlarda eskiliğinden dolayı İkiçeşmelik yokuşunda kalan otobüs cinslerinden.Eee aslında şöförlere de biraz hak vermek gerekli araçlar,yollar böyleyse şöförler napsın.Ayrıca bunlar uzun zaman şehir trafiği çektiği için kafa bulanıyor platin meme yapıyor dolayısıyla aynayı sadece otobüsün bir aksesuarıymış gibi kullanması normal.

 

Gelelim dolmuşçulara.Teknolojiye ayak uyduran dolmuşçularımız var artık.Hepsi Ajan Bond gibi bluetooth kulaklıklarıyla tam organize olmuş şekildeler.Telefonla konuşurken polise yakalanıp ceza yemiş olmalılar ki bu tip bir örgütlenmeye girmişler.Ama sanırım fazla yolcu alma konusunda yedikleri cezalar yetersiz kalmış.Sabah saatlerinde bir dolmuşluk arabaya 2 dolmuşluk insan sığdıran yetenkli şöför arkadaşlarımızdır bunlar da.Mesafeye göre ücret aldıklarından eğer arabadakilerin çoğu yakın mesafeliyse surat buruşturduklarına da şahit oldum.Bir de kendi aralarında müşteri kapmak için yarışmaları ayrı bir olay.

 

Taksicilerde incelenmesi gereken 3. türümüz.Bunlar direksiyonda nasıl bir ruh haline bürünüyorsa sanki mahallemizdeki taksici Ahmet Amca direksiyon başında Ahmet Amca değil.Tanımanız imkansız.Sizi en uzak yoldan götürüp sakal yapmaları cabası hele bir de kestirme yolları bilmiyorsanız zıçtınız.Birde bu yol meselesi var.Yollar babalarının malları.Kırmızı ışık sarı ışığa döndüğü anda arkanızdan DÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜT diye bir ses duyarsanız arkanızda taksi olma ihtimali çok yüksektir.

 

Bu yazıyı niye yazdığım şimdi aklıma geldi.Sanırım bu üçüne karşı biraz dolmuşum.Bugün Hürriyet’in sitesinde okuduğum bir internet haberine göre İstanbul’da bir belediye otobüsü 50 yaşındaki bir amcayı ezmiş.Olay sonucunda amca ölmüş.Allah rahmet eylesin.Ama sorun bu değil.Sorun otobüs ezdiği adamı görmemiş,farketmemiş.Polis otobüsün manevra esnasında ezdiğini böylece farketmediğini düşünüyor bu yüzden olay Adli tıba gitmiş.Yorum sizin.İnsan hayatının bu kadar ucuz olduğu bir ülkede yaşayıp Avrupalılaşmaya çalışıyoruz.Bence önce kafa yapımızı Avrupalılaştırmalıyız.Kılık kıyafetle Avrupalılaşılmaz.

Herneyse konuyu çarpıtmak istemiyorum.Peki sizin korkulu rüyanız hangisi?Otobüsçüler mi taksiciler mi dolmuşçular mı?Yoksa D şıkkı hepsi mi?

 

(NOT:Yazıda adı geçen mesleklerde çalışıp mesleğini dört dörtlük yapanlardan bahsedilmemiştir.Sözümüz meclisten dışarı.İstisnalar kaideyi bozmaz.)

 

GERÇEK DOSTLARIMA

GERÇEK DOSTLARIMA!..

gülay

Yazıma Çanakkale Savaşı sırasında yasanan ve beni çok derinden etkileyen bir paragrafla başlamak istiyorum….

Savaşın en kanlı günlerinden biriydi.asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperden çıkaramayacağı yoğun bir ateş altındaydılar.

Asker teğmenine koştu hemen

-Komutanım bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi?

Komutanı;

“Delirdin mi” der gibi baktı.

-Gitmeye değmez evladım arkadaşın delik deşik olmuş, büyük bir ihtimalle de ölmüştür.Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın!...

Ama asker o kadar ısrar etti ki teğmen izin vermek zorunda kaldı.

-Peki dene bakalım…

Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri arkadaşının yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtladığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.

Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yığılmış askere döndü;

- Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez dememiş miydim. Bak zaten ölmüş..

Asker;

- Değdi komutanım, değdi der.

- Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş görmüyor musun ya sana da bir şey olsaydı?

- Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu ve son sözlerini duymak dünyalara bedeldi benim için…..

Ve hıçkırarak şehir arkadaşının son sözlerini tekrarladı;

“GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!....”

Sizlerin de en kötü gününüzde geleceğini biliyordum diye bileceğiniz kaç dostunuz var.Çok zor günlerinizde elinizi uzattığınızda sıcak bir el size uzanıyor yada başınızı kaldırdığınızda tüm içtenliği ve tüm sevgisiyle karşınızda iki çift ışıl ışıl bakan bir göz bulabiliyorsanız dünyanın en değerli hazinesine sahipsiniz demektir. Yine öyle dostlar vardır ki her an her dakika yanı başınızda değildir belki de ama bilirsiniz ki zor günlerinizde nerede olursa olsun bir nefes yakınınızda oluverirler. Ben beni hastalığım süresince hiç yalnız bırakmayan beni sevgileriyle ayakta tutan tüm dostlarıma buradan sevgilerimi iletiyorum. Ellerine ayaklarına ve güzel yüreklerine sağlık sizleri çok seviyorum ve öyle şanslıyım ki GELECEĞİNİ BİLİYORDUM diyebileceğim ne çok dostum varmış meğer!....

HABER SİTELERİ ANALİZİ

HABER SİTELERİ ANALİZİ

Muhibbi de 17 Ekim tarihinde başlayan gündemi daha çok nereden takip edersiniz anketinin sonuçlarında çoğunluk internet üzerinden diye yanıt vermiş . Peki internette ki haber kaynakları kimlerdir ? Hangi site nasıl bir içeriğe sahiptir ? İnternette haber aslında gerçekten sınırsız mıdır yoksa tüm haber sitelerinde aynı haberler mi vardır ? Bir çok haber sitesinin özelliklerini sizlerle bu başlıkta paylaşmanın yararlı olacağını düşündüm . En azından bilgi edinilen kaynakların kimlerin olduğu konusunda fikir sahibi olmakta yarar vardır . ( Başlık yeni sitelerle ileriki dönemlerde de güncellenebilir )

 

1) İnternethaber.com

Site star gazetesi köşe yazarı Hadi Özışık ın . Aynı zamanda Hadi Özışık İnternet medyası editörlerini dernek başkanlığını yürütmektedir . Site yaklaşık 7,5-8 yıldır yayın hayatını sürdürmektedir. Bildiğim kadarıyla başlıklar üzerin fareyi gezdirerek haber başlıklarına göz atma ilk bu sitede ortaya çıktı . Gelişen yazılım imkanları ile özellikle son 1-2 yıldır görsellik açısından oldukça iyi bir konuma geldiler .

İnternethaber in en büyük farklılığı büyük bir gazete sitesi yada televizyon kuruluşunun sitesi gibi kendi yazarları olmasıdır . Yazarlarında her türlü fikir ve düşünceye imkan tanıma çabası göze çarpan özelliklerinden . Birgün gazetesi yazarlarından Nazım Alpman da Star Gazetesi yazarı Hadi Özışık ın sitesinde yazı yazabilmektedir . Hatta bir çok yazara göre yaptığı özel röportajlarla daha aktif göründüğü anlar dahi olabilmektedir .

Sitede haberlerini gazete haberlerinden alarak yaşamaktadır . Ancak bunlara kattığı farklı yorumlarla haberi farklılaştırarak sunmaktadır .

2) Haberturk.com

İnternet haberciliğinin önder isimlerinden rahmetli Ufuk Güldemir in kurduğu internet haber sitesidir . Aynı isimli televizyon haber kanalıda mevcuttur . Şuanda bu yayın organları Ciner Holding yönetimindedir . Kurulduğu dönemde gücü özgürlüğündedir söylemi ile kendini farklılaştırmaya çalışmıştır . Hatta bunun ispatlamak istercesine önce star grubunun haber sitelerinden  ( o zamanlar uzan grubunda bulunan kanal ve internet sitesi ) haberplaza ile çatışmaya girmiştir ancak bir süre sonra sular durulmuştur . Aynı şekilde Doğan Medya ile de bir süre sürtüşme yaşayan habertürk doğan medyanın önemsememesi ile çıkar yol bulamamıştır kendine bu alanda .

İnternet haberciliğinde ilk sayılabilir . İnternethaber in mi yoksa habertürk ün mü daha önce kurulduğu konusunda çok fazla bilgi sahibi değilim ancak bu alanda ilki paylaşıyorlar .

Habercilik anlayışı şahsi düşünceme göre ciner holding e geçtikten sonra kalite yakaladı ancak sayısal olarak haber sayısı azaldı . Daha önceleri günlük haber akımı sayısı oldukça fazla iken şimdi bu sayıda düşü göze çarpıyor . Ancak kalite olarak yorumlamak gerekirse , daha çok tıklanan bir site görünmek için kadın vücudunu maddesel olarak gösterme oranı düştü hatta Haberturk sitesinden çıkarıp H2 isimli ayrı bir koldan bu yayınlarını sürmeye başladı ... 

 

Televizyon kanalında abuk bir yanda isminde Türk adının geçmesi ve ambleminde Türk bayrağı kullanılmasına rağmen neredeyse tüm program isimlerinin İngilizce olması !!!!

3) Milliyet - Hürriyet

Milliyet gazete haberleri ile dönüyor daha çok . Anlık analizler yorumlar zayıf . Ancak hürriyet internet sitesinin yönetimi Fatih Çekirge ye ait ve anlık olarak önemli olaylarda yorumlar yapıyor . Ancak milliyette böyle bir durum yok . Sanırım okuyucu kitlesi böyle bir politika yürüttürüyor .

 

Hürriyet in Bumerang diye bir programı da var . Sitesinde kişisel site reklamlarını günde 3000 kere gösterdiğini söylüyor ve bu oran reklamını gösterdiği sitede tıklanan hürriyet reklamına göre artabiliyor . Sende Yaz isimli bir başka programında da forumlarda bloglarda yazılan yazıların linkleri yayınlanıyor ve internette oluşturulan her fikrin paylaşılması imkanı sağlanıyor . Her iki sitenin de en büyük özelliği yoruma ve haberlere katkıya aylık ödüller dağıtması...

 

Sitelerin eksi yanları , haber bulmakta bazen güçlük çekebiliyorsunuz . En çok tıklanan site olma hırsıyla tüm siteyi kadın resimleriyle donatabiliyorlar...

4) Ensonhaber.com

Aklımın mantığımın almadığı bir haber sitesi . Haber kaynağı çok farklı gazeteler olmakla beraber ağırlıklı olarak vakit gazetesinden yararlanmaktadır . Bunda ne var denilebilir . Şu var , hem vakitten yararlanıyor hem de aynen hürriyet milliyette ki sıkıntı burada da var . En önemli haberler mönüsünde bir mankenin bir dergiye verdiği fotoğraflar olabiliyor . Gerçekten tezat bir durum . Durumu birazcık Taraf gazetesinden kurtarıyor gibi olsa da yayınları genellikle kanaatimce hoş sayılmayan ancak görsel açıdan kuvvetli bir site .

5) Guncel.net

Site birçok haber sitesine nazaran farklı haberler yayınlayabilen ender sitelerden . Yabancı sitelerden çeviri yaşamdan parçalar içeren veyahut sağlık , bilim kültürle alakalı yazılarıyla kendi standardını yaratıyor . Görsel açıdan da göze hoş görünen sade bir yapısı . İlk kurulum aşamasında habertürk ün internet sitesinde bolca reklamı göründü , bu sebepten dolayı habertürk le alakası olabileceğini düşünsem de bu konuda herhangi bir bilgimde mevcut değil . Yazılarında bol miktarda birbiriyle alakalı yazılar ve haberlerden alıntı linkler kullanmakta buda zengin bir içeriğe yol açmaktadır . Katagorileşmenin sağlam olduğu bir site , çok tıklanmak için gereksiz başlıkları önemliler mönüsüne taşımıyor...

6) Odatv.com

Fazla açıklama yapmaya gerek yok . Soner Yalçın ve Cüneyt Özdemir in sitesi... ( ismin sağır oda filminden miras kaldığını düşünüyorum ) Site dizaynı sade . Zaten kendi gündemini yaratan bir hali var sitenin . Hatta o kadar ki yaptığı haberler mecliste soru önergesine sebep olabiliyor . Takibinde yarar olan farklı bir site...

 

7)Korsanhaber.com

Sitenin kendi yazarı aynı zamanda da editörü olan Atılgan Bayar . Kendisi 1-1,5 yıl öncesine kadar skytürk haber kanalında yorumculuk yapıyordu . Muhtemelen aynı yayın ekibinin gazetelerinde de görev almıştır ancak ararştırmadım bu konuyu .

       Site yazıları yayınlama şekliyle farklılık yaratmakta . İnce satırlardan oluşan 3-4 sütun şeklinde yayın yapıyor buda okumayı rahatlatıyor . Bir diğer farklılığı İngilizce haber yayınlaması .

 

8)Superpoligon.com

Site bundan 1-1,5 yıl öncesine kadar televizyon programlarının sunucularını değiştirtebilecek güce sahipken , site ortaklarının değişmesi ve internette sansürün artmasıyla eski gücünü yitirdi . Medya dedikoduculuğu haberi denebilir tarzına . Televizyon kanallarında hangi dizi başlayacak hangi dizinini sonu geliyor , hangi sunucu nereye geçecek ordan öğrenebilirsiniz .

 

9) Mynet.com

Bilindiği üzere asıl işi haber olmayan ama ağırlıklı olarak haber yayını yapan bir site . Haberlerinin yanında site olarak e-posta - oyun -eplenceye yönelik yayınları var . Tarafımca çok fazla takip edilmeyen bir site ancak birçok kişinin takip ettiği için önemli haber kaynaklarından sayılabilir...

 

10)  Nethaber.com

Akşam Gazetesi yazarı Nevzat Basım ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı sitedir . Bir zamanlar yapı kredi kültür yayınlarında yazı işleri müdürlüğü de yapmıştır . Kaliteli habercilik sunar ancak haber akışı zayıftır . Güncelleme üstteki sitelere göre daha ağır gerçekleşmektedir .

 

(devam edecek)

SENİ ÖPMEK İSTİYORUM !!!

SENİ ÖPMEK İSTİYORUM !!!

 

Kimi öperseniz değer kazanırsınız ?

Kime dokunursanız onurlanırsınız ?

Kiminle telefonda konuşursanız üstün biri olursunuz ?

 

Bir pazarlama şekli olabilir programda yapılan , yayını yüceltmek için . Ama böyle bile olsa çok doğru gelmedi yapılan . Aşağılık psikolojisi bu resmen . Yabancıya tapınma . Bir İngilizin bir Almanın bir Amerikalının üstün olduğu düşüncesinin zihinden dışarı yansımasıdır. Yoksa başarılı bir sunucu , programcı olarak ilk akla gelen isimlerden olan Acun Ilıcalı dahi böyleyse , zihnimizde ki kodlarda var bu psikoloji diyor insan .

 

Kendine güveni yerinde olan , benliği fark edebilmiş bir toplum yabancıya bu kadar tapınabilir mi ? Bir sunucu " I WANT TO KİSS YOU" ( seni öpmek istiyorum ) der mi yav yuuuuuuuuuuuh derler adama . Birde ardından hamdi bey in sesini duyma isteği vardı ama hadi o daha kabul edilebilir bir şeydi ....

 

Sinema oyuncu Pelin Batu fark ediyor bu olanları ve Acunu eleştiriyor röportajında çok haksız gelmedi bana da . Bunun yanında , geçen yıl ülkemize Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davetlisi olarak gelen ve Çankaya Köşkü'ndeki davete çağırılan Hollywood yıldızı Kevin Costner'a gösterilen ilgiyi de "Sanki böyle dünyanın en mühim şahsiyeti gelmiş ve bizim ülkemizi kutsuyor gibi bir durum oldu." diyor Batu .

 

Soru basit bahsedilen durumlar Yunanistan ‘da İtalya ‘da olur mu ?

Kazıkçı ama kaliteli diye anılmak ,hem kazıkçı hem dandik diye anılmaktan iyidir...

           Kazıkçı ama kaliteli diye anılmak ,hem kazıkçı hem dandik diye anılmaktan iyidir...

 

          Sevgili Selocan . Aslında ne sevgililiğimiz kaldı ne de canımız ama sevgili diye başlamak adettendir mektuba , can zaten senin adından gelir . ( Canımıza kastın olduğundan olsa gerek )

           Nerden başlasam bilemedim . Fahiş fiyatlarla öğrenci tayfasını avea ya kaptırdıktan 2 yıl sonra uyanmandan mı , yoksa madem öğrenciyi kaptırdık kurumları kaçırmayalım diyerek iştesel diye naneyle tutunmaya çalışıp kendini pahalı ama kaitali sınıfına sokmandan mı , yoksa bu sınıfa karşı reklamını kıl yumağı insan tiplemesi yapan bir ayıyı oynatmandan mı ?

            Bir garip adet edindin son 4-5 aydır . Pahalısın ama bari hiç çekmediği olmuyor diyorduk Ücretsiz kim aramış diye bir servis başlattın başlatalı , hizmet veriyor görünmek için bir aranılan numaraya öncelikle ULAŞILAMIYOR diyorsun aradan 10 saniye geçmeden tekrar aranılan aynı numara çeker oluyor ve aranılan kişiye ulaşılabiliyor .

            Hangi akıllı yöneticinin aklına geldi bu fikir mechul ancak o kişiye olurda bir yerlerden ulaşırsa yazımız bir sözüm var . Güzel kardeşim işletmeler gerçekleştirmek istedikleri amaçlarla mesleki bir isim alırlar . Bunca yıldır bilinen Turkcell ‘i iletişim amaçlı bir firma olarak bildik gel vazgeç bu abuk servisten her zaman olduğu gibi aranılan kişiye telefonu açıksa birde bir ulaşalım , sende kazıkçı ama kaliteli imajını bozma . Hem kazıkçı hem dandik olmak daha kötüdür....   

Geçmiş Olsuuuuuuuun

 Geçmiş Olsuuuuuuun 
/

Benim teyzoşum , sizin ablanız-kardeşiniz , sitemizin yazarı Gülay geçen hafta cuma günü rahatsızlığı sebebiyle bir operasyon geçirdi . Halen hastanede yatmakta olan teyzeme tekrardan geçmiş olsun diyor ve son geçirdiği ameliyat olmasını diliyorum...

CEFE

Gülay ablacım sana burdan kocaman geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.Çabucak iyileşirsin ve birdaha hiç hasta olmazsın inşallah Kendine çok çok iyi bak...

Handeloji