fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Muhibbi

Cefe'ce "Mustafa" nın Ardından

Cefe'ce "Mustafa" nın Ardından

 

        Muhibbi de yazmıştım "Mustafa" diye bir film geliyor gidin izleyin değiştirin sinemalarımızda en çok izlenen filmi . Olmasın en çok izlenen film "Recep İvedik" dedik . Bunu dedik diyeli neler yazıldı neler oldu bitti o film üzerine .

        Öncelikle Turkcell destekçi olmadı dediler yurdum insanı sürü psikoloji icabı Turkcell ‘i yerden yere vurdu , feysbukta gruplar kurdu . Turkcell i kullanmayın diye kampanyalar başlatacak oldular ki , Turkcell sitesine açıklama koymak zorunda hissetti kendini "Atamızın özel hayatına yönelik bir film olduğu için destekçilikten çekildik , bizler dünyaya onu anlatan bir filme destekçi olmayı yeğleriz" dedi .

        Fırtına dinmedi elbette bu kadarla , 29 Ekim günü büyük ilgiyle gösterime girdi "Mustafa" . Ancak bu seferde siyasiler hücum etti filme , böyle rezalet olmaz , Ata filmde içkici kadın düşkünü olarak gösteriliyor rezalet diye feryat figan koptu . şimdi de yurdum insanı filmde Atanın arkasında görülen ampulleri sayarak Ata‘ya kurulan pusuyu deşifre ediyor  , aslında Can Dündar ın kimler için çalıştığı belli deniliyor ancak unutuluyor ki Can Dündar ın taraftarı olmakla suçlu olduğu tarafta Ata ya hakaret gerekçesiyle Can Dündar ı eleştiriyor .

        Sürüden biri olmayındı ilk yazımdaki mesaj muhibbi deki . Ben inadına gittim bugün "Mustafa" ya . İzlemeden film hakkında ne yazdıysam , aklımda Mustafa Kemal i nasıl kurguladıysam o Mustafa Kemal i buldum . Devrimci Mustafa Kemal i buldum . Filmde bahsedilen yalnızlığının , kalabalıklar arasında hissettiği yalnızlığı olduğunu bastıra bastıra söylüyor Dündar . Çünkü devrim budur . Bu yolda başarı için köprüleri yakmak yeri geldiğinde , dava arkadaşlarını ipe götürmektir ideallerin uğruna mücadele . Mustafa ‘da ki Mustafa Kemal in çöküşüne bakınız , bitkinliği hastalıkla değil Samsun yolunda Mahzar Bey ‘e yazdırdığı hedefleri bittiğinde başlıyor . Monotonlaşma yok ediyor onu . Mutluluk onun için hedeflerdi , kazançlar değildir . Elde ettiği hedef tatmin etmez lider olanı . Bu düşüncemi destekleyen en büyük kanıt hasta Mustafa Kemal in büyük bir istekle Hatay için doğrulup gitmesinde yatmaktadır yaşamı pahasına...

         Ayrıca kadın düşkünü gibi gösterildiğini söyleyenler , bu kadar önyargılı bir film izleyebilirsiniz tebrik ediyorum sizi....

         Bu yazının okuyucu olan sevgili arkadaşım , beğenmeyebilirsin , hoşlanmamış hatta filmden nefret dahi etmiş olabilirsin ama ne hissedersen hisset sürüden biri olma ve düşün , izle kararını ver ve ona göre yargıla . Ve izlediğinin bir sanat eseri olduğunu unutma , yerden yere vurma ki beğenmediysen Atana layık olduğunu düşündüğün filmi yapacak olana sebep olur belki bu yapıt .

 

( M.Ali Erbil filmi protesto ettiğini asla gimeyeceğini söylemiş , bu demecinden sonra ikinci kere gidesim geldi )

( NOT 2 : Filmi izleyen diğer yazar arkadaşlarımla yorum farkımız olursa hiç şaşırmam

Yorumlar

  • Mustafa filmine herkes farkli bir yorum yapacaktir. Yorumlamak için de önce filme gitmek lazim. Yorum yeteneği olmayan, izledigini anlayamadığından ,başkalarının yorumuna evet diyen kişilerden olmadigin için, bizzat filmi seyrettikten sonra yorumunu kendi anladiğina göre yaptiğin için ağzına sağlık. Fikirlerine tamamen katılıyorum.
  • Öncelikle kalemine sağlık günlerdir kendimi zor tutuyorum onca şey yazıldı ve söylendi ama filmi izlemeden yorum yapmak istemedim ağzı olan konusuyor ya bizim memleketimizde. Ben baktım sanırım benim baktığım MUSTAFA da ' sigara içen, rakı sofralarında alem yapan, kadın düşkünü bir Mustafa yoktu.Ben baktım Benim gördüğüm belgeselde hasta yatağında bile vatanının bir karış toprağı için canı pahasına dimdik ayağa kalkan Mustafa Kemal vardı. İdealist Mustafa Kemal vardı.Tüm devrimlerini 5 yıla sığdırabilen cesur, ileriyi gören keskin bir zeka vardı.Hedeflerini öyle hızlı gerçekleştiriyordu ki şimdi bakıyorum da başımızdakiler ilk 5 yıl ikinci 5 yıl diye memleket için yapacaklarını zamana yaymışlar da yaymışlar. EEEee ne demişler BAKMAK ve GÖRMEK FARKLI ŞEYLERDİR. BAKMASINI BİLMİYORSAN GÖRDÜKLERİNİ KİRLETME!....
  • Ayşe Arman ın Can Dündar la yaptığı röportaj okumanızı tavsiye ederim

    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10316164.asp?yazarid=12&gid=61
  • röportajı okudum.Can Dündar ne yapmak istediğini,neyi göstermeye çalıştığını ancak nasıl çarpıtıldığını çok güzel açıklamış.Ama sanmıyorum ki bu cehaletle başedebilsin.Bu ülkenin insanına bunu anlatmak çok zor,hele ki 70 yıl geciktikten sonra...
  • Can dündara dava açılmış Atatürk'e hakaret sebebiyle durum ancak bu hikaye ile özetlenebilir sanırım

    Karınca bütün yaz çalışır, kış için yiyecek içecek, yakacak depolar. Ağustosböceği ise vur patlasın, çal oynasın yaşar. Kış gelince karınca sıcak yuvasında yaşarken aç kalan ağustosböceği basın toplantısı düzenler:
    "Etrafta bunca aç ve üşüyen varken, bu karıncaların vurdumduymazlıklarına dur diyecek yok mu? Durumu kamuoyunun vicdanına sunuyorum."
    Televizyoncular, derhal bu haberin üstüne atlayarak, bir yandan aç ağustosböceğinin, öbür taraftan da karnı tok, sırtı pek karıncanın görüntülerini "az sonra" kaydıyla tekrar tekrar yayımlarlar.
    * * *
    HABER bir anda bomba gibi patlar, onların deyimiyle kamuoyu "şoke olmuştur."
    Yeşil Böcekleri Koruma Derneği Temsilcisi, Ali Kırca'nın "Siyaset Meydanı"na çıkarak, yıllardır çektikleri sıkıntının nedeninin renklerinin yeşil olmasından kaynaklandığını ağlayarak, gözyaşlarıyla anlatır.
    Şöhretleri Türkiye'yi çoktan aşmış ve "En çok Nobel kazanamayan yazarlar" unvanını kimseye kaptırmayanlar da, Türkiye'deki bu adaletsizliği protesto ederler.
    * * *
    KONU Bakanlar Kurulu'na da gelir. Başbakan, "Geçmiş hükümetler döneminde ihmal edilen ağustosböceği kardeşlerimizi huzura kavuşturacağız, onların sorunu bizim sorunumuzdur" der.
    Reha Muhtar, karıncayı canlı yayına çıkararak, "Reklamını yapmak için, zavallı bir ağustosböceğinin içler acısı durumundan yararlanmaktan utanmıyor musunuz?" diye azarlar ve haşlar.
    Ertesi akşam da Fatih Altaylı, karıncayı "Teke Tek" karşısına alır, "Ağustosböceğinden çaldığın yiyecekleri nereye sakladın, öt çabuk!" der, bir güzel döver.
    * * *
    KARINCA, sonunda çareyi yurtdışına kaçmakta bulur... Ağustosböceği karıncanın yuvasına yerleşir, yiyeceklerine konar, eşyalarının üzerine oturur, gül gibi yaşayıp gider.
    Kamuoyu baskısı bir haksızlığı daha önlemiş; adalet, anlı şanlı medyamız aracılığıyla sağlanmıştır.